Sahte Olgu'nun Tedavi si
Sahte Olguya maruz kalanlarla ilgilenmek için, gerekli olan tedaviyle ilgili ilişkinin duygusal, destekleyici ve güvenilir olduğunu görmekteyiz. Bütün tedavi yöntemleri, bu ilişkiyi bir bütün olarak algılamaktadır. Bu bütünün içinde hedefimiz, hastalarımızın acılarının temelinde yeteneklerinin su üstüne çıkmasına yardımcı olmaktır (Imes ve Clance, 1984; Matthevvs ve Clance, 1985).
Sahte duygular, doğuştan gelmemektedir bu yüzden terapistin ilk yapması gereken, bu duyguları ortaya çıkışlarıyla birlikte tanımlamaktır. Sahte Olgu, kendisini birçok farklı şekilde gösterebilir, bu olayların en önemlilerinden ikisi, yüksek başarının beraberinde gelen endişe ve acı ile hırs eksikliğidir. Bilgili bir terapist, bunları kolaylıkla ortaya çıkarabilir.
Terapist; görevleri bitirme konusunda endişe, iyi işler yapamamaktan korkma gibi şeylerin farkına varabilir. Büyük bir proje ile karşı karşıya kalan Sahte Olguya maruz kalmış kişi, diğer insanlardan uzaklaşır ve korkularıyla kendisini izole edecek şekilde davranır. Terapistin görevi de bu izolasyonu ortadan kaldırmaktır.
Sahte Olgu'yu ortaya çıkaran bir başka davranış da müşterilerin görev ve hedefler konusunda sert olmalarıdır. Bir müşteri, terapistin mükemmelden farkını anlayamacağı kadar iyi bir standarta uyması gerektiğine inandığında, Sahte Olgu'dan söz edilebilir. Olası performans düzeylerini algılama ve kabullenme yetisinin eksikliği, bilişsel bir bozukluktur ve terapistin algılama ve adlandırmaya yönelik çalışması, değişikliğe doğru atılan bir adımdır.
Gizli bir Sahte Olgu varlığı konusunda terapisti uyaran bir başka kanıt da müşterisinin ne yapabileceği ile neyi hedeflediği arasındaki farktır. Bir müşterinin çalıştığı iş, onun eğitiminin çok altındaysa, bu kişi sahte duygular içinde olabilir. Becereceği sanıldığından, daha azını yapabileceğine inanan bir kadın, kendi yeteneklerine inanmadığı için ncı çekebilir. Terapinin ilk aşamalarında, terapistin bunun farkında olması, oldukça önemlidir.
Bir terapist, bu ya da başka nedenlerle Sahte Olgu'nun varlığından .uphelenirse, bu hipotezini denemek için, Clance'in Sahte Olgu Ska-hısı'nı kullanması önerilir (Clance, 1985; Edvvard, 1983; Holmes, |985). 60'lık bir skor Sahte Olgu'yu tanımlamaya yeter. Bu skala, te
rapist ile müşterisinin müşterinin duygularını konuşup adlandırmada kullanılabilir.
Terapist, müşterisinde Sahte Olgu'ya neden plan konuların bilincinde olduğunda, müşterinin korkularını ve şüphelerini ciddiye alması gerekir. Bu, terapide ilerleme sağlamak için gereklidir. Birçok kişi, diğer insanlarla korkularını ve endişelerini paylaşmak için ilişki kurma çabalarında, çoğu kez göz ardı edilmişlerdir. Bu, uzun süreli izolasyonu arttırırken, bu acılı dinamiğin de artmasına neden olur. Terapist, bu artışın olmaması için dikkatli olmalıdır.
Hastaya ailesinin yüklediği rollerin ve aile içindeki bu rolün, onun mevcut duygu ve düşüncelerini nasıl etkilediğini anlamak da yardımcı olabilmek için gereklidir. Sahte Olgu'ya maruz kalan insanlar, ailelerinden iki tür ileti almışlardır: ailedeki en zeki kişi olmadığı ya da ailedeki en zeki kişi olduğu ve yapacağı hiçbir şey için fazlasıyla çaba harcaması gerekmediği öğretilmiş olabilir (Clance, 1985; Imes ve Clance, 1984).
Bizim yaklaşımımız, bilişsel yapılanma ile Geştalt anlayışını bir çatı altında birleştirmektedir. Sahte Olgu'ya maruz kalan kişinin kendisini daha gerçekçi bir şekilde algılamaya başlaması için, grup terapisinin oldukça yardımcı olacağını düşünmekteyiz. Kişi olumlu eleştiri bekleyen daha zeki ve becerili insanlarla karşılaştığında, kendine bakış açısında değişiklik olmaktadır.
Yararlı olduğuna inandığımız yöntemler içinde müşterinin sorunun farkında olması ve çözümleri algılaması yer almaktadır. Bilgi düzeyinin farkında olmayan belirgin kişilerle konuşmayı hayal etmeleri sağlanabilir. Başarılı olduklarını ve başarılarını aile üyeleri ile pay laştıklarını hayal etmeleri sağlanabilir. Bir şeyi tam anlamıyla yerine getirmediği bir durumu hayal etmeleri istenebilir. Bütün bu fanteziler, Sahte Olgu'ya maruz kalan kişinin çektiği acıların altında yatan dl namiğin incelenmesi için gerekli materyali sağlayabilir.
Aldıkları olumlu eleştiriler gibi, birçok şeyin farkında olabilmeleri için birçok kadından birer not defteri tutmalarını istedik. Kimi zaman da müşterilemizin ilerideki projeleri incelemeleri, doğru kararları ve rebilmeleri, ne kadar zaman harcamaları gerektiği ve yaptığı işk- m denli mükemmel olmayı beklemeleri konularında yardımcı olm;iyfl çalışmaktayız.
Müşterilerimizin bilişsel işlevleri ile ilgilendiğimiz kadar, duygularıyla da ilgilenmekteyiz. Bilişsel bozuklukların altında, güçlü duyguların yattığı ortaya çıkmaktadır. Bunun altında da korkuları, suçluluğu, gizli endişeleri ve utançları bulmayı umuyoruz. Bu utancın nedeni çoğunlukla bu kişilerin kadın olarak sosyalleşmeleridir. Bu da onların hırslarından ve başarıya olan gereksinimlerinden utanmalarına neden olur. Tedaviye olan direnç, bu utançla ilgilenmeye duyulan ihtiyacı gösterebilir. Bu utançtan kaçarak, başarılı olma yeteneğinin kaybolacağına inanılır. Üzerindeki kısıtlamalar kalktığında, kişi çok fazla hırslı olacaktır. Bu da kadınlara bir uyarı niteliği taşımaktadır: kariyer peşinde olmak, kadınlara özgü bir davranış değildir.
Sahte Olgu'ya maruz kalanların tabi tutulduğu tedavi, çoğunlukla yavaş seyretmekte ve sabır gerektirmektedir. Fakat oldukça başarılıdır. Bu insanlar, kendilerini değiştirmek istediklerinde, yaşamın diğer alanlarında da olduğu gibi oldukça etkin davranırlar.
Sahte Olgu
Her hükmü çokça düşünmektense, aklınıza ilk gelen yanıtı vermeniz daha iyi olacaktır.
1. Başarılı olamayacağımdan korktuğum halde, bir testte ya da bir
işte çoğunlukla başarılı olmuşumdur.
1 2 3 4 5
tam olarak nadiren bazen sık sık çok doğru doğru değil
2. Olduğumdan daha yeterli olduğum etkisini verebilirim.
1 2 3 4 5
3. Eğer mümkünse değerlendirmeden kaçınırım ve diğerlerinin beni
değerlendirmesinden korkarım.
1 2 3 4 5
4. İnsanlar başarılı olduğum bir şey için beni övdüklerinde, ge-
■cekte onların beklentilerine yanıt veremeyeceğimden korkarım.
1 2 3 4 5
5. Doğru zamanda, doğru yerde olduğum ya da doğru insanları ta
nıdığım için, şu anki konumuma geldiğimi ya da şu anki başarımı elde ettiğimi düşünürüm.
1 2 3 4 5
6. Benim için önemli olan insanların benim düşündükleri kadar
yeterli olmadığımı anlamalarından korkarım
1 2 3 4 5
7. Elimden gelenin en iyisini yaptığımı düşünmektense, elimden
geleni yeterince yapmadığım durumları hatırlarım.
1 2 3 4 5
8. Bir projeyi ya da bir görevi, yapmak istediğim kadar iyi yerine
getiremem.
1 2 3 4 5
9. Bazen, hayatımdaki ya da isimdeki başarımın bir hata sonucu
ortaya çıktığına inanırım.
1 2 3 4 5
10. Zekamla ya da başarılarımla ilgili komplimanları ya da övgüleri
kabul etmek, benim için zordur.
1 2 3 4 5
11. Kimi zaman, başarımın şans eseri olduğunu düşünürüm.
1 2 3 4 5
12. Kimi zaman, mevcut başarılarım, beni hayal kırıklığına uğratır
başarılı olmam gerektiğini düşünürüm.
1 2 3 4 5 .fl
13. Bazen diğer insanların benim ne kadar bilgi ve yetenek eksiğini
olduğunu anlamalarından korkarım.
1 2 3 4 5 j
14. Elimi attığım işlerde çoğunlukla başarılı olduğum halde, yeni bir
işe başladığımda başarısız olacağımdan korkarım.
2 3 4 5 i
15. Bir işte başarılı olduğum zaman, bu başarıyı lı I
rarlayamayacağımdan korkarım.
1 2 3 4 5
16. Başarılı olduğum bir şeyden dolayı övgü aldığımda, yaptığım
işin önemini küçümserim.
1 2 3 4 5
17. Sık sık etrafımdakilerle yeteneğimi karşılaştırırım ve daha zeki
olabileceğimi düşünürüm.
1 2 3 4 5
18. Etrafımdaki insanlar, benim başarılı olacağıma inansalar da, bir
projede ya da bir sınavda başarılı olamamaktan endişe duyarım.
1 2 3 4 5
19. Bir terfi alacaksam, bu gerçekleşene kadar bundan kimseye söz
etmem.
r- 2 3 4 5
20. "En iyi" ya da en azından "çok özel" olmadığım durumlarda,
kendimi kötü ve hayal kırıklığına uğramış hissederim.
1 2 3 4 5
Kaynakça
Benjamin, J. (1984). The convergence of psychoanalysis and feminism: Gender identity and autonomy. In C. Brody (Ed.) VVomen Therapists VVorking wilh Women: New Theory and Process of Feminist Therapy. New York: Springer Publishing.
Clance, P. R. (1985). The tmpostor Phenomenon: Overcoming the Fear that
Haunts Your Success. Atlanta: Pcachtree Publishers. Clance, P.R. & Imes, S. A. (1978). The Impostor Phenomenon in high ac-
hieving vvomen: Dynamics and therapeutic intervention. Psychotherapy:
Theory. Research and Practice, 15(3), 241-247.
Edwards, P.W. (1983). A vaiidation study of the Impostor Phenomenon Scale.
Unpublished manuscript. Universitiy of Georgia, Depatment of Psycho-
logy. Athens. v
I ichenbaum, L. & Orbach, S. (1984). Feminist psychoanalysis: Theory and practice. In C. Brody (Ed.) VVomen Therapists VVorking with VVomen: New Theory and Process of Feminist Therapy. New York: Springer Publishing.
I'levvelling, A. L. (1985). The Impostor Phenomenon in individuals succeeding in selfperceived atypical professions: The effects of mentoring and logevity. Unpublished master's thesis, Georgia State University, Atlanta.