Blogda Aramak İçin TIKLAYINIZ

Tarih Ders Notları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tarih Ders Notları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Osmanlıların Yükselme Dönemi Video İzle


Google Video ERROR: If you can see this, then Google Video is down or you don't have Flash installed.
Devamını Oku

*

Kurtuluş Savaşında Görüşmeler ve Antlaşmalar


Google Video ERROR: If you can see this, then Google Video is down or you don't have Flash installed.
Devamını Oku

*

Türk Tarihi Türkler Programı V3


Türkler Programı V3 | 35 mb | RAR İlk iki versiyonu 2007 yılında yayınlanan programın, 434 konu ve 543 resimden oluşan üçüncü versiyonu, yenilenen arayüzü ile uzun bir sürenin ardından karşınızda. Programın içeriğini yeni kullanıcılar için özetleyecek olursak; Türklerin geçmişteki tarihi olaylarını, kültür ve medeniyetini, önemli şahsiyetlerini resimleriyle birlikte anlatan ve Türkler hakkında daha birçok nitelikli bilgiler içeren her Türk’ün bilgisayarında bulunması gereken, vazgeçemeyeceğiniz muhteşem bir yapım.

İçindekiler

* Türkler hakkında genel bilgiler ve Türklerin ilk anayurtları

* Tarihte kurulmuş 16 Türk devleti

* Büyük Türk şahsiyetleri

* Türklerde Kültür ve Medeniyet

* Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatı, nutukları ve hakkında daha birçok bilgi

* Türk Tarihinin önemli olayları

* Türklerde askerlik, denizcilik, edebiyat, sanat… hakkında bilgiler

* 150’den fazla isme göre sıralı büyük Türk şahsiyetlerinin hayatları ve bilinmeyen daha birçok yönleri

* Türklerde tarihte yaşanmış önemli olayların hikayeli anlatımı

* Resimlerle desteklenmiş mükemmel anlatımlar

* Kaynak: Türkler Programı - Onur Gürman

Devamını Oku

*

Yakın tarihin en kısa süren savaşları


Dünya tarihinde yüzyıllar süren savaşlar kadar kısalığıyla insanı şaşırtacak savaşlar da yaşandı.


İşte dünya tarihinin en kısa savaşları...

Falkland Savaşı: 1982 yılında Arjantin ve İngiltere arasındaki tartışmalı Falkland Adası, iki ülke arasında 42 gün süren bir savaşa neden oldu. Arjantin yenilgiyi kabul ederken, savaşın siyasi etkileri iki ülke için de güçlü oldu.

Polonya-Litvanya Savaşı: Her iki ülkenin de bağımsızlığını kazanmasıyla sona eren savaş 37 gün sürdü.

İkinci Balkan Savaşı: Birinci Balkan Savaşı sonrasında bölgede hakimiyetini yitiren Osmanlı İmparatorluğu'nun zaaflarından yararlanan; Sırbistan Krallığı, Romanya Krallığı ve Karadağ Krallığı'nın, Bulgaristan'a karşı açtığı savaş 32 gün sürerken, Osmanlı İmparatorluğu da savaşa sonradan dahil olarak Edirne'yi geri aldı.

30 Gün Savaşı: Yunanistan ile Osmanlı İmparatorluğu arasındaki savaş Girit'te patlak veren bir isyan üzerine başladı. Osmanlı İmparatorluğu'nun zaferiyle sonuçlanan savaş ismiyle anıldığı üzere 30 gün sürdü. Bu savaş 19. Yüzyıl'da Türkler ve Yunanlılar arasında yapılıp da, Yunanlılar'ın toprak kaybettikleri tek savaş olmuştur.

Üçüncü Çinhindi Savaşı: Üçüncü Çinhindi Savaşı, veya Çin-Vietnam Savaşı, 1979'da Çin ile Vietnam arasında yaşanan, kısa ancak kanlı bir sınır savaş olmuştur. Vietnam'ın genişleme stratejisi sonucu Kamboçya'yı ele geçirerek, bölgedeki Çin etkisini sona erdirmesi, Çin'in güçlü saldırısına sebep oldu. Kuzey Vietnam'a giren Çin askerleri, 1 ay sonra geri çekildi. Savaş sadece 27 gün sürdü.

Gürcü-Ermeni Savaşı: Gürcistan-Ermenistan Savaşı, 1918 yılında; Lori, Javakheti ve Borchalo bölgeleri üzerinde yaşanan anlaşmazlık sonucu, Gürcistan Cumhuriyeti ve Ermenistan Cumhuriyeti arasında yapılmıştır. Birinci Dünya Savaşı sonunda Osmanlı Devleti bu bölgelerin bazılarını hâlâ kontrol ediyordu. Osmanlı bölgeyi terk edince, hem Ermeniler, hem de Gürcüler burada hak iddia ettiler. Anlaşmazlıklar, 7 Aralık 1918'de silahlı çatışmaya dönüştü. 24 günlük savaş, bölgenin Sovyet kontrolüne girmesiyle son buldu.

Sırp-Bulgar Savaşı: 14 Kasım 1885'te başlamış ve 28 Kasım'a kadar sürmüştür. Kesin barış anlaşması 19 Şubat 1886 yılında Bükreş'te imzalanmıştır. Savaşın sonucunda, Avrupa devletleri 6 Eylül 1885'te gerçekleşen Bulgaristan'ın birleşmesini kabul etmişlerdir.

Hindistan-Pakistan Savaşı: 1971'de yaşanan Hindistan-Pakistan Savaşı, Bangladeş Bağımsızlık Savaşı ile (Pakistan İç Savaşı olarak da bilinir) ilintilidir. Bangladeş Bağımsızlık Savaşı, baskın olan Batı Pakistanlılar ile Doğu Pakistanlılar arasında yaşanmıştır. Savaşın çıkış sebebi Doğu Pakistan Awami Birliği'nin, Doğu Pakistan'da 169 sandalyeden 167 tanesini kazanması ve 313 sandalyeli Pakistan Meclisi'nde çoğunluğu elde etmesidir.Hindistan'ı n batı sınırındaki silahlı mücadele 3 Kasım 1971'den 16 Kasım 1971'e kadar sürmüştür

6 gün savaşları: İsrail'in Suriye'yi tehdit etmesi sonucu Mısır, 1000 tank ve 100.000 askerini Sina Yarımadası'na yığmış, Tiran Boğazını İsrail bayrağı taşıyan veya stratejik malzeme nakleden tüm gemilere kapamış ve İsrail'e karşı birleşik Arap harekatını ilan etmişti. 5 Haziran 1967'de İsrail, Mısır Hava Kuvvetleri'ne saldırmıştı. Ürdün de, Batı Kudüs ve Netanya'ya karşı bir saldırı başlattı. Savaşın sonunda İsrail; Doğu Kudüs, Gazze Şeridi, Sina Yarımadası, Batı Şeria ve Golan Tepeleri'ni elde etti. Sonuçta, İsrail'in toprakları üçte bir oranında arttı ve yeni elde edilen topraklarda yaşayan 1 milyon Arap, İsrail kontrolü altına girdi.

Zanzibar-İngiltere Savaşı: İngiltere ve Zanzibar, 27 Ağustos 1896 yılında karşı karşıya geldiler. 45 dakika süren savaş, tarihe en kısa süren savaş olarak geçmiştir. Savaş, İngiltere ile işbirliği içinde olan Sultan Hamad bin Thuwaini'nin 25 Ağustos 1896'da ölmesi ve yeğeni Halid bin Bargash'in askeri bir darbeyle yönetimi ele geçirmesi üzerine başladı


Devamını Oku

*

Mete Han Dönemi Ve Genel Özellikleri


Mete Han (M. Ö. 209-174)




Bir ayağı okyanusta, Öbür ayağı Hazar'da olan dev,

Mete Han'ın ta kendisiydi. Çin duvarında yankılanan ses

Onun askerinin sesiydi:

Üze tengri temür çıda, oklar birle bir bulut,

Başbuğumuz Tanrıkut'tur Tanrıkut'tur Tanrıkut !

Mete Han’ın babası Teoman Çin yıllıklarında Tan-hu (veya Şan-yü) diye anılmaktadır ki, Hun dilinde imparator ünvanı olan bu tabir basit bir kabile reisi değil, çok önceleri teşekkül etmiş bir devletin başkanı olduğunu gösterir. Üvey anasının teşviki ile babası tarafından veliahtlık hakkının kendisinden alınması teşebbüsü karşısında Mete Han, emrindeki demir disiplin altında yetiştirdiği 10 bin atlı ile katıldığı bir sürek avında Teoman’ı öldurerek Hun Tan-hu’su ilan edildi (M.Ö.209).




Mete Han, doğudaki Moğol-Tunguz kabileler birliği Tung-hu’ların ısrarla toprak taleplerine savaş ile mukabele ederek onları perişan ettikten ve böylece hakimiyetini kuzey Peçli’ye kadar genişlettikten sonra güney-batıya döndü ve Orta Asya’daki, Hind-Avrupa kökenli oldukları sanılan Yüe-çi’leri yerlerinden oynattı. Bunlar kütleler halinde batıya doğru çekilirken Mete Han güneye yönelerek Huang-ho büyük dirseği içindeki Ordos bölgesini ele geçirdi ve oradan Çin topraklarına girdi. Mai-yi, T’ai-yuan şehirlerini zapt ederek Han sülalesinin kurucusu İmparator Kao-ti’nin 320 bin kişilik, hemen hemen tamamen piyade ordusunu, bozkır usulü sahte ric‘at tâbyesi ile çenber içine aldı (M.Ö. 201). İmparator, vaktiyle Türkler’in yaşadığı bütün toprakların Hun Devletine terki, yiyecek ve ipek verilmesi ve yıllık vergi taahhüdü şartları ile kendini ve ordusunu kurtarmağa muvaffak oldu. Çin ile dostluk havası içinde ticarî münasebetleri geliştirirken Mete Han, İrtiş yatağına kadar olan bozkırları (Kie-kun = Kırgızlar’ın memleketi) ve buranın batısındaki Ting-ling’lerin yerini, bazı eski Ogur (O-k’ut) kolları ile meskun araziyi, kuzey Türkistan’ı zaptetti ve Isık Gölü etrafındaki Vu-sun’ları hakimiyeti altına aldı.


Bu suretle büyük Hun hükümdarı o çağda Asya kıt‘asında yaşayan Türk soyundan bütün toplulukları kendi idaresinde tek bayrak altında toplamış oluyordu. İmparatorluk sınırlarının Mançurya’dan Aral Gölüne, batı Sibirya’dan Gobi Çölü-Tibet hattına kadar genişlediği bu tarihlerde Hunlar’a tabi olanlar arasında Moğollar, Tunguzlar ve Çinliler de vardı. Mete Han tarafından Çin hükümetine önderilen M.Ö. 177 tarihli mektuptan anlaşıldığına göre Türk devletine bağlı kavimlerin sayısı 26 idi ve bunların hepsi, Tan-hu’nun ifadesi ile “yay geren halk” yani “Hun” olmuşlardı.
Devamını Oku

*

Miknatislanmanin Sirlari


MIKNATISLANMANIN SIRLARI



Demir ile çelik ferromanyetik malzemelerdir.Manyeti k momentler bu malzemelerin içinde raslantısal bir yönelime göre küçük bölgeler halinde sıralanır.Bir dış alan uygulandığında, her bölge momentini alanla aynı sıraya sokma eğilimi gösterir.Bölgelerin çeperleri az çok tersinir bir şekilde yer değiştirir; bu olgu almaşık menyetik alanların için her bölgenin farklı değerler aldığı bir mıknatıslanma biçiminde ortaya çıkar.Histerezis çevrimi de bu durumu temsil eder ve uygulanan alan göre mıknatıslanmanın değşimlerini gösterir.Dar çevrim “yumuşak” bir malzemede görülür.Bir mıknatıs veya bilgisayar belleği için “sert” malzeme (geniş çevrim) kullanılır; bu malzemeler büyük alan değişimleri halinde sabit mıknatıslanma gösterir. Ferromanyetik maddeler alan çizgilerini belirli bir yöne sevk etme eğilimdedir.Bu olay elektromıknatıslarda veya teyp okuyucu (veya kaydedici) kafalarda kullanılmaktadır.Çeki rdek aralığındaki (devrenin açıklığı) akım şiddetiyle devreyi çevreleyen bobin içindeki akım şiddeti doğru orantılıdır.Böylece, çekirdek aralığı önünden geçen manyetik bandın parçacıklarını akımın şiddeti değiştirilerek az çok yönlendirmek mümkün olur.
Devamını Oku

*

Maddelerin Bağil Manyetik Geçirgenlikleri


MADDELERİN BAĞIL MANYETİK GEÇİRGENLİKLERİ


1-Ferromanyetik Madde: Bağıl manyetik geçirgenlikleri 1 den çok büyük olan maddelerdir.Böyle maddeler manyetik alana konursa mıknatıslanırlar ve bölgedeki manyetik alan şiddetini alırlar.Kobalt, nikel, demir gibi maddeler ferromanyetik maddedir.

2-Paramanyetik Madde: Bağıl manyetik geçirgenlikleri 1 den biraz büyük olan maddelerdir.Bunlar manyetik alana konursa çok az mıknatıslanırlar ve bulundukları bölgede alan şiddetini biraz arttırırlar.Alüminyum , manganez gibi maddeler paramanyetik maddedir.

3-Diyamanyetik Madde: Bağıl manyetik geçirgenlikleri 1 den biraz küçük olan maddelerdir.Bunlar manyetik alana konulduklarında alana zıt yönde ve zayıf olarak mıknatıslanırlar.Bulu ndukları bölgedeki magnetik alan şiddetini azaltırlar.Bakır, gümüş, bizmut ve karbon gibi maddeler diyamanyetik maddelerdir.
Devamını Oku

*

Sürtünmeli Yolda Hareket


Nesne hareketlerini incelemeye kinematik, bu hareketleri nesnelerin üzerine etki eden kuvvetler ve nesne özellikleriyle birlikte incelemeye ise dinamik denir.


İvmenin birim zamandaki hız artışı olduğu, serbest düşmenin kütleden bağımsız olduğu ve h=1/2gt2 ile formüle edildiği, eğik atışta nesnelerin düşeyde yerçekimi sabit ivmesi ile hız değiştirdikleri, yatayda ise sabit ilk hızlarıyla hareket ettikleri (rüzgarı hesaba katmıyoruz), o zamanlardan aklımızda kalan kinematik tanımları.


Şimdi biraz da dinamik konularını hatırlayalım. Newton'un 1. yasası, her nesne, üzerine kuvvet uygulanmadıkça, durumunu korur, yani duruyorsa durmaya devam eder, hareket halindeyse hareketine devam eder der. 2. yasa ise, birincinin genel halidir ve F=m.a denklemi ile tanımlanan kuvvetin değişik kütleleri nasıl hareket ettireceği konusuna açıklık getirir. Burada F, vektörel nicelik olan kuvveti, m kütleyi ve a, vektörel nicelik olan ivmeyi temsil eder. Yani nesne, üzerine uygulanan kuvvetle orantılı olarak ivmelenir. 3. yasası ise, etki – tepki konusundadır. Her etki, eşit ve ters yönlü bir tepkiyi doğurur der.


Bir de momentum konusu vardır: tek bir parçacığın momentumu, kütlesi ve hızının çarpımına eşittir. Bu, p=m.v formülüyle gösterilir. Burada P ve v, vektörel niceliklerdir. Parçacıklardan oluşan bir sistemin toplam momentumu ise, sistemin toplam kütlesi ile merkezinin hızının çarpımına eşittir. Ve momentum korunur – yani sisteme dışardan bir kuvvet etki etmiyorsa, sistemin toplam momentum vektörü sabit kalır. Çarpışmalar sonucu oluşan etki-tepki durumları, momentumun korunumu ile çözülür. Momentumun korunumuna tipik bir örnek olarak bilardo oyununu verebiliriz. Bir top diğer toplara çarptığında, hızı ve kütlesinin çarpımı momentumu, diğer toplara aktarılır. Bilardo toplarının kütleleri aynı olduğundan, hızlar paylaşılır ve her topun hızının toplamı, ilk topun hızına vektörel olarak eşit olur. Tabi burada "sisteme dışardan uygulanan kuvvet" olarak karşımıza sürtünme çıkar. Sürtünme, nesnelerin hareketine ters yönde bir kuvvettir. İşler daha da karışmasın diye açısal momentum konusunu atlıyoruz.




Canlandırma Yazılımlarında Fizik Yasaları

Genellikle bu tür üretimler, bir takım çalışması halinde gerçekleştiriliyor. Nasıl bir film üretiminde yönetmen, oyuncular, ışıkçılar ayrı kişilerse, bilgisayar canlandırması yapan takım da örneğin yönetmen, modellemeyi yapanlar, canlandırmayı gerçekleştirenler gibi ayrı kişilerden oluşuyor. Bu tür bir üretimin genelde iki bileşeni oluyor. Bunlardan birincisi üretimi yapan insan, ikincisi ise yazılım. Üretimi yapan kişinin yaptığı işi iyi bilmesi yani bir jenerik hazırlıyorsa tasarım yönünün kuvvetli olması gerekiyor. Bu gerekli koşul ancak yeterli değil. Bu kişinin aynı zamanda kullandığı aracın da – burada bilgisayar yazılımı – tüm olanaklarından yararlanabilecek düzeyde bilgi sahibi olması gerekiyor. Yani yapılacak işe göre kişinin hem artistik yanı güçlü olmalı, hem de yazılımı iyi kullanabilmeli. Birisi olmadan diğeri genelde pek parlak sonuçlar vermez. Aslında tüm bu efektler, sanıldığından çok daha kolay elde ediliyor. Güçlü tasarım yönü olan bir kişinin, canlandırma yazılımı ile "harikalar&qu ot; yaratabilmesi, çok kısa sürelerde gerçekleşiyor. Yazılımların sunduğu olanaklar, gün geçtikçe daha artıyor ve kolay kullanılabilir hale geliyor. Ayrıca canlı görüntüleri bilgisayara aktarmak ve bilgisayar çıktılarıyla birleştirip sonuçlarını videoya aktarmak, eskisine göre çok daha kolay ve ucuz halledilebiliyor.

Peki bu konuları neden anlattık / hatırlattık? İşimiz canlandırma olduğuna göre, fizik yasaları ile ilgimiz ne? Aslında ilgi çok yakın; eğer canlandırmayı yapacağınız sahnede fizik yasalarına göre hareket edecek nesneler varsa, bu yasalar belli olduğundan, neden elle anahtar kare atayarak bu tür hareketleri vermek zorunda kalalım? Kaldı ki anahtar kare yönteminde "gözle" ayarlayarak yaratacağımız konumlar / dönüklükler, hem zahmetli bir süreçtir, hem de gerçeklikten uzak olabilir. Bu tür durumlarda yardımımıza canlandırma yazılımındaki "dinamik sistem çözümü" koşar. Böylece bu tür canlandırmaları hem hızlı, hem de hassas yaparak zamandan kazanç sağlarız.


Canlandırma yazılımlarındaki "dynamics&quo t; terimi, gerçek dünyadaki fizik kurallarının benzetimi olacak şekilde nesnelere anahtar kareler atayarak canlandıran sistemleri tanımlar. Örneğin, standart anahtar kare tekniği ile zıplayan top canlandırması yapmak istediğinizde, topun yere düşmesi için anahtar kareler yaratılır, yere çarpma sırasında deformasyon kareleri yaratılır, topun zıplayıp yerden uzaklaşması için anahtar kareler yaratılır vs. Nesne dinamiği sisteminde ise, topun ve yerin fiziksel özellikleri tanımlanır (sürtünme katsayısı, zıplama miktarı vs.), hangi nesnenin hangi nesne ile çarpışma yaşayacağı belirtilir (top yere çarpacak), yerçekimi gibi etkiler eklenir ve sistem bilgisayar tarafından çözülür. Sonuçta anahtar kareler yaratılır – top yerçekimi etkisiyle düşmeye başlar, yere çarpar ve yüzey karakteristiklerine uygun olarak yerden sıçrar ve hareketine devam eder.


Nesne dinamiği çözümleri için, aşağıdaki üç temel bileşen kullanılır:

• Yüzey özellikleri: Nesnelerin zıplama katsayısı, sürtünme katsayısı gibi yüzey karakteristikleri tanımlanır. Örneğin lastik bir top yüksek zıplama yeteneği ve daha sürtünmeli bir yüzeye sahipken, "bowling&quot ; topu, lastik top kadar zıplamaz fakat daha az sürtünmeli bir yüzeyi vardır.

• Etkiler: Yerçekimi, rüzgar gibi doğal kuvvetleri tanımlayan "nesnelerdir&quo t;. Dinamik benzetimde nesneler yerçekimi etkisiyle aşağıya doğru düşerler ve rüzgar kuvveti tarafından itilirler.

• Çarpışma: Çarpışma, iki nesnenin birbirlerine değdikleri andaki aralarında gerçekleşen etkileşimdir. Nesnelerin hızları ve yüzey özellikleri, çarpışma sonucu ortaya çıkan durumu belirler.


Dinamik Örnekler

Yukarıda anlattıklarımızı, birkaç örnek üzerinde açıklayalım ve detaylandıralım.


(Zıplayan Top)


İlk örneğimiz, düşerken rampalara çarparak zıplayan bir top üzerine. Top, ilk hızı ve yerçekimi etkisiyle (yerçekimini sarı olarak görüyorsunuz) eğik atış hareketi yapmaya başlar. Doğal yolunu takip ederken rampa ile karşılaştığında, tanımlanan zıplama katsayısı ile orantılı seker ve yine yerçekimi etkisiyle düşmeye başlar. Ve bu iş aynı şekilde diğer rampalarda da devam eder. Burada yaptığımız tek canlandırma, topa ilk hızını vermek oldu – diğer tüm hareketler "dynamics&quo t; sistemi tarafından çözülerek oluşturuldu. Mavi çizgi ile topun hareketini, beyaz kareler ile de yaratılan anahtar kareleri görebilirsiniz. Hızdaki değişim, anahtar karelerin konumlarına bakarak anlaşılabilir – top yükselirken yavaşlar, düşerken hızlanır.


(Yuvarlanan top)


İkinci örneğimizde yine bir top var fakat bu sefer topumuz arazi üzerinde yuvarlanıyor. Top, ilk örnekteki gibi ilk hızı ve yerçekimi etkisiyle arazi üzerinde düşmeye başlıyor. Araziyle temas durumlarında sıçrıyor. Ve sürtünme işin içine girdiğinden, top yuvarlanırken aynı zamanda da dönüyor. Topun önceki ve sonraki konumlarını hayalet karelerden (ghost frames) izleyebilirsiniz. Bu canlandırmada da yapılan tek işlem, topa ilk hareketini vermek oldu. Gerisini bilgisayar çözdü.




(Sallanan Tabela)


Üçüncü örneğimizde ise işler biraz daha karışık: birbirlerine menteşe ile tutturulmuş iki tabela var. Üstteki tabela ise çerçeveye menteşelenmiş. Sarı ile gördüğünüz yerçekimi ve rüzgar, sisteme etki eden güçler. Tabelalar yerçekimi etkisiyle aşağıya doğru sarkarken, rüzgarın etkisiyle de sallanıyorlar. Buradaki canlandırma, tamamen "dynamics&quo t; sisteminin çözümü.


Gördüğünüz gibi, bu tür fizik yasalarına uygun sistemlerin bilgisayar çözümü ile canlandırılması, anahtar kare yöntemine göre çok daha gerçekçi ve zahmetsiz. Yapılması gereken, nesnelerin fiziksel özelliklerini tanımlamak, ortama etki eden kuvvetleri yaratmak, hangi nesnelerin ve güçlerin sistemde yer alacağını seçmek ve çarpışma koşullarını belirlemek. Gerisini "dynamics&quo t; çözecektir.



Dinamik Bowling

Şu aşamaya kadar incelediğimiz canlandırma yazılımlarındaki "dynamics&quo t; kavramını daha kapsamlı bir örnek ile 3ds max 2.5 ile inceleyelim.


Örneğimizde bir bowling kulvarı sonunda duran 10 labuta doğru atılan ve labutlara çarparak onları deviren bowling topunu canlandıracağız. Bu canlandırmada gerçekleşecek hareketleri düşünecek olursak; bowling topu belirli bir hızla atılır, ilk olarak zemine çarpar ve daha sonra yuvarlanarak kulvar sonunda bulunan labutları devirir. Eğer bu canlandırmayı anahtar kareler ile oluşturmaya çalışacak olursak bowling topunun labutlara çarpmasına kadar olan bölümü kolayca gerçekleştirebiliriz ama topun labutları devirmesini anahtar kareler ile oluşturmak hem çok zor olur hem de gerçekçi görünmez. İşte bu yüzden bu canlandırmayı "dynamics&quo t; ile gerçekleştirmek daha doğru olacaktır.


Nesneler arası dinamik etkileşimi tanımlamadan önce bowling topunun hareketini tanımlamamız gerekmektedir. Bunun için "Animate&quot ; tuşuna bastıktan sonra canlandırmamızın 6'ıncı karesine giderek topun yer değişimini canlandırıyoruz. Bu sayede dinamik etkileşimin başlangıcı sayılan ilk hareketi ve bowling topunun ilk hızını tanımlamış oluyoruz.


(Bowling topuna ilk verilen hareket)


Bowling topunun hareketi ile başlayan canlandırma boyunca topun ve labutların etkileneceği yerçekimini tanımlamamız gerekir.Bunun için "Create>Space Warps>Particles&Dynam ics>Gravity" komutu ile sahnemize bir yerçekimi Space Warp'u yerleştiriyoruz (sahnede sarı olarak gözükmektedir). Space Warp'ların amacı kendine bağlı olan nesneleri kendi değerleri doğrultusunda yönlendirmektir.


Aynı amaçla MAX içerisinde bulunan "Push" (itme), "Motor" (tanımlı merkez etrafında hareket) ve "Wind" (rüzgar) Space Warp'ları bulunmaktadır. Artık nesneler arası dinamik etkileşimleri tanımlayabiliriz.


Dinamik etkileşimin tanımlanması için ilk olarak "Utility&quot ; panelinden "Dynamics&quo t; bölümünü açıp "New" komutu ile yeni bir dinamik etkileşim grubu oluşturuyoruz. Bu dinamik etkileşim grubunun ismini daha sonradan kolayca hatırlayabileceğimiz "Strike" olarak tanımlayıp, "Edit Object List" menüsü ile etkileşime girecek nesneleri, bu örnek için sahnede bulunan tüm nesneleri, seçip ">" ikonu ile listemize ekliyoruz.


(Dinamik etkileşime girecek nesneler)


Canlandırmanın "dynamics&quo t; tarafından gerçekçi bir şekilde hesaplanması için nesnelerin biribiriyle olan etkileşimlerini ve sahip olduklar dinamik özelliklerinin tanımlamasını "Edit Object" bölümünde yapabiliriz.


"Edit Object" diyalog kutusunun sol üst tarafında bulunan liste hangi nesnenin değerlerini düzenlemekte olduğumuzu belirler. Nesnelerin özelliklerini tanımlamaya, canlandırma içerisinde sabit duran nesnelerle başlayabiliriz.


Bu nesneler kulvarı oluşturan zemin, yanda duran duvarlar ve kulvarın iki tarafında bulunan kanallardır. Bu nesneler canlandırma içerisinde hareket etmediklerinden hepsi için "Misc Dynamics Control" bölümünde bulunan "This object is immovable" kutusunu işaretleyebiliriz. Sahnemizde bulunan bu sabit nesneler kutu olarak modellendiği için, çarpışma hesaplarında hangi sınırların kullanılacağını tanımlayan, "Collision Test" bölümünde "Box" seçeneğini işaretleyebiliriz. Sabit olan bu nesnelerin yerçekiminden etkilenmesine gerek olmadığından, sadece hangi nesneler ile çarpışacaklarını "Assign Object Collision" diyalog kutusunu kullanarak tanımlayabiliriz.


Canlandırma içerisinde hareket edecek olan labutlar ve bowling topunun yer çekiminden etkilenmeleri için "Assign Object Effects" diyalog kutusundan daha önceden yaratmış olduğumuz yerçekimi Space Warp'unu seçmemiz yeterli olacaktır. Labutların dinamik özellikleri, malzemelerinin atanması sırasında malzemeye bağlı olan "Dynamics Properties" bölümünden atandığı için burada o ayarları değiştirmemize gerek yoktur. Ama herhangi birinin ayarları ile oynamak istersek "Override Mat'l …" ikonları ile yeni değerlerini "Physical Properties" bölümünden ayarlayabiliriz. Bir labutun ortalama ağırlığının 1.6kg ve yoğunluğunun 1 g/cc olduğunu düşünecek olursak "Override Automatic Mass" kutusunu işaretledikten sonra "Mass" değerini 1.6 ve "Density&quot ; değerini 1 yapabiliriz. Bu değerlerin nesneye uygulanış şekli için labutun silindirik şeklini düşünerek "Calculate Properties Using" bölümünden "Bounding Cylinder"i seçebiliriz.


Bu değerler doğrultusunda labutların çarpışma hesabını yaparken eğik yüzeylerinin kullanılması için "Collision Test" bölümünden "Mesh" seçeneğini işaretlememiz gerekmektedir. Her labut için bu verileri yeniden girmek yerine "Load/Save Parameters" bölümünden bu ayarları "pin" adı altında saklayabiliriz. Böylece diğer labutların değerlerini ayarlamak yerine herbiri için listeden "pin"i seçip "Load" komutunu kullanmamız yeterli olacaktır.


Bowling topunun kütlesinin ve ağırlığının labutlara oranla daha fazla olduğunu düşünecek olursak "Mass" değerini 7.273 ve "Density&quot ; değerini 10g/cc yapabiliriz. Bowling topunun ağırlığı nedeniyle az zıplaması için "Bounce" değerini 0.9 olarak değiştirmek gerekir. Bu değerleri "Calculate Properties Using" seçeneklerinden "Bounding Sphere"i seçerek küresel bir hacim içinde kullanmasını belirttikten sonra topun küresel şekli nedeniyle çarpışma hesaplarında "Collision Test" değerini "Sphere" yaparak diyalog kutusunun altında bulunan "OK" komutu ile bu diyalog kutusundan çıkabiliriz.
Devamını Oku

*

Frekans


Frekans bir olayın birim zaman (tipik olarak 1 saniye) içinde hangi sıklıkla, kaç defa tekrarlandığının ölçümüdür, matematiksel ifadeyle periyodun çarpmaya göre tersidir.

Ölçümü

Bir olayın frekansını ölçmek için o olayın belirli bir zaman aralığında kendini kaç kere tekrar ettiği sayılır sonra bu sayı zaman aralığına bölünerek frekans elde edilir.

SI birim sisteminde frekans, Hertz ile gösterilir. Bir Hertz, bir olayın saniyede bir tekrarlandığı anlamına gelir. Olayın iki Hertzlik bir frekansa sahip olması ise, olayın saniyede kendini iki kere yinelediğini ifade eder. Frekansı ölçmenin başka bir yolu ise olayın kendini tekrar etmesi arasında geçen süreyi tayin etmektir zira frekans bu sürenin çarpmaya göre tersi olduğundan dolaylı olarak elde edilebilir. İki yineleme arasında geçen süreye periyot denir ve fizikte genellikle T ile gösterilir.

f=1/T

Dalganın Frekansı

Bir dalganın frekansı, dalgaboyuyla ilişkilidir. Dalganın dalgaboyuyla frekansının çarpımı, o dalganın hızını belirler. Dolayısıyla dalgaboyu bilinen bir dalganın frekansı bu ilişki kullanılarak belirlenebilir.

f=v/λ


Bu ifadede v hızı λ (lambda) ise dalgaboyunu temsil eder. Özel bir durum olarak elektromanyetik bir dalga olan ışık boşlukta ışık hızıyla hareket ettiği için bu denklem

f=c/λ


ifadesine dönüşür. Dalgalar bir ortamdan başka fiziksel yoğunluğa sahip bir ortama geçtiklerinde frekansları değişmez ancak hızları ve dolayısıyla dalgaboyları değişir. Doppler Etkisi dışında frekans hiç bir fiziksel olay dolayısıyla değişmez, diğer bir deyişle evrensel bir fiziksel değişmezdir.


Örnekler

Orkestrada bütünlüğü sağlamak için akort sesi olarak verilen la notası 440 Hz frekansına sahip bir titreşimdir.

İnsan kulağı 20-20.000 Hz aralığındaki titreşimlere tepki gösterir.

Şebekeden dağıtılan elektrik, saniyede 60 kere salınan alternatif gerilimdir. Elektrikli eşyaların üzerinde AC 220V 60Hz uyarısı cihazın, 60 Hz' lik 220 Volt genlikli alternatif gerilimle çalıştığı anlamına gelir.
Devamını Oku

*

Urartular'a Ait 2 Katlı Kaya Mezarı Bulundu





Urartular'a ait 2 katlı kaya mezarı bulundu




Van'ın Gevaş ilçesinde İzzeddin Şir Anadolu Lisesi öğrencileri Abdulcahar Çaçur ile Deniz İlhan öğretmenlerinin desteğiyle Urartular dönemine ait 2 katlı 8 odalı kaya mezarı buldu.




İstanbul Üniversitesi'nden bazı öğretim üyelerinin yardımıyla uzun süredir çalışmalarını tamamlayan öğrenciler, 'Tuşba'nın Gök Mezarı' adını verdikleri projeyle TÜBİTAK'ın Proje Yarışması'na katıldı.




Gevaş Kaymakamlığı, ilçede 1 yıl önce başlattığı Gevaş Bilim Teknolojileri Projesi (GEBİTEP) kapsamında öğrencilere bilimsel çalışmalar yapmalarını sağladı.




Orta öğretim kurumlarında branşlarda 17 proje hazırlayan öğrenciler bu projelerini Van'da Nisan ayında yapılacak TÜBİTAK Proje Yarışması'na sundu. Bu projeler arasında en dikkat çekeni ise Tarih Öğretmenleri Kenan Allahverdi ile Mustafa Ürey gözetiminde Gevaş İzzeddin Şir Anadolu Lisesi öğrencileri Abdulcahar Çaçur ile Deniz İlhan'ın hazırladığı 'Tuşba'nın Gök Mezarı' Projesi oldu.




Gevaş'ın Bağlama köyünde ve yöre insanının Üçpınar Mağarası olarak adlandırdığı yerde Ermenilere ait bir mezarın olduğu görüşü dillendiriliyordu. Öğrenciler, tarih öğretmenlerinin desteğiyle buradaki kaya mezar üzerinde çalışmalara başladı. Tarih kitaplarında ve tarih literatüründe 2 katlı 8 odalı bir mezar olmadığı için öğrenciler İstanbul Üniversitesi öğretim üyesi ve Van bölgesinde Urartular dönemine ait yaptığı araştırmalarla bilinen Prof. Dr. Oktay Belli'nin yardımıyla çalışmalarını sürdürdü.




Projeyi hazırlayan öğrenciler Abdulcahar Çaçur ile Deniz İlhan, Bağlama Üçpınar kaya mezar odasında 2 katlı 8 oda mezarın yapısı ile Van'daki Urartular dönemine ait oda tipi mezarlar arasında benzerlikleri araştırdı.




Öğrenciler, Urartu kralları ve kral sülalesinden gelenler için çok odalı kaya mezarları inşa ettiği ve bu mezarında bu anlayışı yansıttığı, Van'ın Tuşba adıyla Urartulara 200 yıl kadar başkentlik yaptığı ve buralarda çok odalı kaya mezar bulunduğu sonucuna ulaştı.




Öğrenciler, Urartulara ait kaya odası mezarlarında nis, raf, mumluk gibi bölmelerin duvarda oymalar halinde yapıldığını, bu yapıların simetrik bir dokuda olduğunu ve Üçpınar Kaya Odası Mezarı duvarlarında bu simetrik çalışmalarının bulunduğunu tespit etti. Üçpınar kaya odası mezarında taştan oyulmuş ve kral tahtına benzeyen bir eserin olması bu mezarda kral ya da kral sülalesinden birinin ya da yöneticilerden birinin olabileceği düşündü.




Bu çalışmalarını 'Tuşba'nın Gök Mezarı' adı altında proje haline getirerek TUBİTAK'ın orta öğretim kurumları arasında Nisan ayında yapacağı proje yarışmalarına sunan öğrenciler Çaçur ve İlhan, bu çalışmalarıyla Tarih literatüründe olmayan bir kaya mezarının daha girmiş olacağını söyledi.




Öğrencilerden Abdulcahar Çaçur, araştırmaları sırasında kaya odasın hangi uygarlığa ait olduğu, o günkü insanların hangi koşullarda yaşantılarını sürdürdüğü tespit ettiklerini belirterek, bu çalışmayla Gevaş'ın tarihi ve kültürel varlığına katkı sağladıklarına inandığını söyledi.




Bu sayede Gevaş'a gelen turistlerin sadece Akdamar Adası'nda bulunan Akdamar Kilisesi'ni ziyaret etmekle kalmayacaklarını dile getiren Çaçur, Bağlama köyünde bulunan bu tarihi kaya odası mezarını göreceklerine inandığını vurguladı.




Proje hazırlayan diğer öğrenci Deniz İlhan ise yeni bir projeye imza atmak kendilerine kendilerini sevindirdiğini belirterek, "Tarih kitaplarında bu tür bilgileri okurken ilgimizi çekerdi ama kendimiz bu bilgileri ortaya çıkaracağımız aklımıza gelmezdi." dedi.




GEVAŞ'TA İNSANLARIN YÜZDE 25'İ KANSERDEN HAYATINI KAYBEDİYOR




Aynı okuldan Ozan Demirel de bir arkadaşıyla Gevaş'ın Kanser Profili Projesi hazırlayarak TÜBİTAK'a sundu. Bilimsel araştırmalarda kanser hastalığının en yaygın olduğu illerin başında Van ve Diyarbakır'ın geldiğini anlatan Demirel, Gevaş halkı arasında insanların çoğunluğunun kanserden hayatını kaybettiği söylentileri üzerine böyle bir araştırmayı yaptığını vurguladı.




Araştırmaları yaparken Gevaş'taki sağlık kuruluşlarından 2004 ile 2008 yılları arasında ölen insanların ölüm sebeplerini alarak inceleme yaptıklarını ifade eden Demirel, 2004 yılında yüzde 23, 2005'te yüzde 16.6'sı, 2006'da yüzde 20, 2007'de yüzde 31.8'i ve 2008 yılında ise yüzde 33.3'ü kanser hastalığından dolayı hayatını kaybettiği bilgisine ulaştıklarını vurguladı.




Bu bilgiler ışığında Gevaş'ta son yıllarda kanser vakalarının artığını gözlemlediklerini anımsatan Demirel, kanser ölümlerinin 60 ve üzerinde olduğunu söyledi.




Uysal Lisesi öğrencilerinden Canan Hakan ve Yusuf Demir'in sigara paketleri üzerindeki uyarıcı yazıların tüketici üzerindeki etkilerini araştırdı. Öğrenciler sigara içen 210 kişi üzerinde yapılan anket sonucunda uyarıcı yazıların tüketicileri etkilemediği, uyarıcı yazılar yerine resimlerin daha etkili olacağı sonucun ulaştıklarını söyledi.




Gevaş Kaymakamı Tahsin Aksu, ilçede bilimsel araştırmalara destek vermek ve öğrencilerin proje hazırlamalarına yardımı olmak için ellerinden gelen gayreti gösterdiklerini kaydetti.




Aksu, 1990'lı yılların başından itibaren olimpiyatlarda özel okulların büyük başarılar elde ettiğini hatırlatarak, özel okullar kadar devlet okullarının da bu konuda başarılı olabileceğini öğrencilere anlatmak istediklerini ifade etti.




Geçen yıl okullar arasında Bilime Yolculuk adını verdikleri proje yarışması başladıklarını dile getiren Aksu, sergilerde dereceye giren öğrencileri ODTÜ'nün Teknoloji Merkezi'ni gezdirdiklerini belirtti.




Aksu, bu yıl yine dereceye girenleri otomotiv ve beyaz eşya üretimi yapan fabrikalarını gezdirmek istediklerini sözlerine ekledi.


Devamını Oku

*

Osmanlı Dönemine Ait Gemi Bulundu





Osmanlı dönemine ait gemi bulundu




Tuna nehrinin kıyısında Osmanlı dönemine ait 1615 bir yük gemisinin kalıntıları bulundu.




Osmanlı İmparatorluğu'nun Macaristan'a 1541-1686 yılları arasında egemen olduğunu belirten Macar arkeolog Attila Janos Toth, Osmanlı dönemine ait 400 yıllık geminin 20 metre uzunluğunda olduğunu ve meşe ağacından yapıldığını kaydetti.




Toth, tesadüfen bulunan geminin paha biçilmez olduğunu, koruma altına alınan gemiyi restore etmeye çalışacaklarını söyledi.


Devamını Oku

*

osmanlı imparatorluğu belgeseli





Sizlerle yepyeni bir set olan TRT yapımı Osmanlı Tarihi Belgesel setini paylaşıyorum. Videolar, HDTV’de kaydedilmiş ve riplenmiştir. Osmanlı tarihi 10 bölümde en ince ayrıntısına kadar inceleniyor.




İlköğretim - Ortaöğretim okulları ile üniversitelerde ders materyali olarak kullanılabilir. Osmanlı tarihini objektif olarak ele alan bir başucu eseridir.







http://rapidshare.com/files/20047004...nli.part01 .rar

http://rapidshare.com/files/20049314...nli.part02 .rar

http://rapidshare.com/files/20051597...nli.part03 .rar

http://rapidshare.com/files/20053758...nli.part04 .rar

http://rapidshare.com/files/20055671...nli.part05 .rar

http://rapidshare.com/files/20057408...nli.part06 .rar

http://rapidshare.com/files/20058897...nli.part07 .rar

http://rapidshare.com/files/20060304...nli.part08 .rar

http://rapidshare.com/files/20061841...nli.part09 .rar

http://rapidshare.com/files/20063104...nli.part10 .rar

http://rapidshare.com/files/20064222...nli.part11 .rar

http://rapidshare.com/files/20065375...nli.part12 .rar

http://rapidshare.com/files/20066664...nli.part13 .rar

http://rapidshare.com/files/20068150...nli.part14 .rar

http://rapidshare.com/files/20069911...nli.part15 .rar

http://rapidshare.com/files/20071840...nli.part16 .rar

http://rapidshare.com/files/20073922...nli.part17 .rar

http://rapidshare.com/files/20085711...nli.part18 .rar

http://rapidshare.com/files/20087946...nli.part19 .rar

http://rapidshare.com/files/20090174...nli.part20 .rar

http://rapidshare.com/files/20092257...nli.part21 .rar

http://rapidshare.com/files/20094226...nli.part22 .rar

http://rapidshare.com/files/20096241...nli.part23 .rar

http://rapidshare.com/files/20097926...nli.part24 .rar

http://rapidshare.com/files/20099481...nli.part25 .rar

http://rapidshare.com/files/20100841...nli.part26 .rar

http://rapidshare.com/files/20102157...nli.part27 .rar

http://rapidshare.com/files/20103329...nli.part28 .rar

http://rapidshare.com/files/20104397...nli.part29 .rar

http://rapidshare.com/files/20046640...nli.part30 .rar
Devamını Oku

*

Osmanlı Padişahları


Osman Gazi







Babası : Ertugrul Gazi



Annesi : Hayme Hatun



Dogumu : Sögüt (M. 1258 - H. 656)



Vefatı : Bursa (M. .1326 - H. 726)



Saltanatı : 1299 - 1326 (27) sene



Devlet Sınırları : 95.000 km2






Osman Gazi, Ertuğrul Bey'in üç oğlundan birisidir. Osman Bey diğer kardeşlerinden büyük değildi, fakat adeta bir idareci olarak yaratılmıştı. Zira bu hususta çok büyük kaabiliyet sahibi idi. Babası vefat ettikten sonra diğer bütün beyler, ittifakla Osman Bey'i aşiretin reisi olarak tanıdılar.Osman Bey, beyliğin bayna geçtiği zaman,23 yaşında idi. Uzun boylu, geniş göğüslü, kaIın ve çatık kaşlı, elâ gözlü ve koç burunlu idi. Iki omuzları arası oldukça geniş, vücudunun belden yukarı kısmı, aşagı kısmına nisbetle daha uzundu. Çehresi yuvarlak ve teni buğday renginde idi.Büyük şeyhlerderi Edebalı'nın evinde misafir iken, istirahat için gösterilen odada, Kur'an-ı Kerim'i görünce, sabaha kadar saygısından yatmadığı ve geceyi uykusuz geçirdiği çok meşhurdur. şeyh bu durumdan cok memnun kaldığı için kendisini kızı ile evlendirmiş ve hayır dualar etmiştir.Osman Bey, 1287'de Karacahisar'ı fethetti.1280'de Domaniç'te Bizanslıları yenerek Bilecik'i fethetti ve Selçuklu Hükümdarı tarafından uç beyliğine verildi. 1299'da Inegöl fethedildi.Selçuklu Devleti yıkıldı ve Osman Bey müstakil beyliğini ilân etti. 1300'de Yenişehir ile Köprühisar, 1302'de ise Akhisar ve Koçhisar fethedildi.Osman Bey'e babasından kalan arazinin genişliği 4800 km. kare idi. Kendisi vefat ettiğinde ise, beyliğin toprak genişliği 16.000 km.kareye ulaşmytır.Vefat etmeden önce oğlu Orhan Bey'e şöyle vasiyet etmiştir ğullarıma ve bütün dostlarıma birinci vasiyetim Şudur ki; her zaman gazaya devam ederek, Din-i Celil-i İslâm'ın yüceliğini yaşatınız. Cihadın kemâline ererek, sancağı şerifi hep yüksekte tutunuz. Her zaman İslâm'a hizmet ediniz. Zira Cenâb-ı Hak benim gibi zayıf bir kulunu ülkeler fethetmek için memur etti. Gaza ve cihadlarınızla Kelime-i Tevhid'i çok uzaklara götürünüz. Hanedanımdan her kim, hak yoldan ve adaletten saparsa mahşer gününde, Rasülü Azam'ın şefâatinden mahrum kalsın. Oğlum! Dünyaya gelen hiç bir insan yoktur ki, ölüme boyun eğmesin. Bana da, Hz.Allah'ın emri ile şimdi ölüm yaklaştı. Bu devleti sana emanet ediyorum. Seni de Mevlâ'ya emanet ettim. Her işinde adaleti üstün tut.Vefatında 68 yaşında idi. Tarih ise, Ağustos 1326'yı gösteriyordu. (Allah rahmet eylesin.) Vefat ettiğinde geriye bıraktığı mal varlığı şunlardı : Bir at mrhı, bir çift çizme, birkaç tane sancak, bir kılıç, bir mızrak, bir tirkeş,birkaç at, üç sürü koyun, tuzluk ve kaşıklık.Osman bey vefat ettiği zaman zayıf bir rivayete göre, Söğüt'te babasmn yamna defnedilmiş ve Bursa alınırsa oraya defnini vasiyet etmişti. Bupun için 1326'da Bursa alındıktan sonra vasiyeti yerine getirilerek cesedi Bursa'ya nakledilip, Hisar'da (Saint Eli) namına yapılmış olan Gümüşlü Künbed'e defnedilmiştir. Fakat vekayün tetkikine göre vefatW ın 1326'da Bursa'nın teslim alınmasından sonra olduğu anlaşılıyor.




Osman Bey zamanında yaşayan Islâm büyükleri Şilsile-i Sâdât-ı Nakşıbendiyye'nin onuncu ve onbirinci halkalarını teskil eden, Hâce, Arif Rivgiri ve Hâce Mahmud İncir Fagnevi (k.s.)Hazretleri, şeyh Saadettin Cibavi, Bahaüddin Veled ve müellif Pehlivan Mahmud Poyraz.



Erkek çocukları :




Pazarlı Boy, Çoban Bey,Hamid Bey, Orhan Bey, Alaeddin Ali Bey, Melik Bey, Savcı Bey.



Kız çocukları:




Fatıma Hatun.
Devamını Oku

*

Fotoğraflarla Yüzyıl Boyunca Yaşananlar







19 Temmuz1900: Paris'te metro hizmete girdi.








10 Aralık1901: Adını Alfred Nobel’den alan Nobel Ödülleri ilk kez dağıtıldı. İlk barış ödülünü İsviçreli Henri Dunant aldı.








12 Aralık1901: İtalyan mucit Guglielmo Marconi, telsiz - telgraf sistemini geliştirdi ve İngiltere'den Atlantik aşırı ilk mesajını yollamayı başardı

Devamını Oku

*

İslam Coğrafyacıları'ndan:E l


EL-İSTAHRİ EL-FARİSİ



Hayatı:




El-İstahri'nin hayatı hakkında fazla bilgi bulunmamaktadır. X. asrın ilk yarısında yaşayan İslam Coğrafyacıları'ndan birisidir. İstahri, Fars Eyaleti'nde İstahr (Persapolis) şehrinde doğdu. 915 yılında uzun bir seyahate çıktı. Atlas Okyanusu'na kadar olan yerleri gördü. Gezdiği, gördüğü yerlerdeki gözlem ve incelemelerini derleyerek, 919 yılında meşhur eseri Kitab el-Mesalik ve'l Memalik'i yazdı. Eserini tamamlamadan önce ünlü coğrafyacı ibn Havkal ile görüşen İstahri'nin, ondan haritalar konusunda yardım aldığı bilinmektedir.



Eseri:




İstahri'nin yazdığı coğrafya kitabının adı Kitab el-Mesalik ve'l Memalik'tir. De Goeje, yazarın bu eserini Zeydü'l-Belhi'nin coğrafyasını gözden geçirdikten sonra yazdığı ileri sürer. Eserin diğer bir özelliği ise haritaların ilave edilmiş olmasıdır. İslam Dünyası'nda haritacılık ilk defa bu eserde görünür. Burada her kıtanın renkli haritaları vardır. De Goeje tarafından bu eser 1870 yılında tıpkı basım olarak yayınlandı.İstahri'ni n bu eseri, İrec Afşar tarafından Farsça'ya tercüme edildi ve 1990 yılında Tahran'da basıldı.




İstahri'nin bu eseri Türk Tarihi bakımından önemilidir. Eserde, Batı Türkleriyle ilgili verdiği bilgiler tatminkardır. Hazarlar, Bulgarlar, Peçenekler, Karluklarla ilgili bilgiler verilmektedir. Türk Dünyası ile ilgili genel bilgilerle eser tamamlanır.




İstahri'nin eserine ait haritaların bir kısmı aşağıdadır, haritaları elimden geldiği kadar açıklamaya çalıştım.





İstahri'nin Arabistan'ı çizdiği bir harita, kabe harita üzerine yerleştirilmiş ve buna göre bazı yönler belirlenmiş, bugünkü Basra Körfezi, Umman Denizi ve Kızıl Deniz gösterilmiş, Kuzey batı tarafının Anadolu hududu olduğu belirtilmiş ve haritanın üzerinde bugün de hemen aynı yerlere denk gelen nehirler ve dağlar yerleştirilmiş







Bu harita İstahri'nin cihannümalarından biri, yani dünya haritası, tabiki o dönemdeki dünya tasvirine göre bir dünya haritası, yıpranmış olduğu için yazılar çok da belli değil, fakat yönler belirtilmiş, resimi yönlere göre düzelttim, üst taraftaki yeşil kısmın Akdeniz, Alt taraftaki mavi kısmın da Hint Okyanusu olduğunu tahmin ediyorum, harita da Asya ve Afrika kıtaları verilmiş.







İstahri'nin diğer cihannüması, siz de farkedeceksinizki diğerinden daha farklı, Çin'den başlayarak İspanya'ya kadar olan yerler gösterilmiş, Anadolu'da verilmiş, haritanın ortasında Karadeniz ve yanında Hazar Denizi çizilmiş,Aşağıda yine Hint Okyanusu gösterilmiş, Haritanın genelinde Asya, Afrika ve Avrupa kıtaları gösterilmiş.







Son olarak da Suriye haritası, sağ tarafta üstte Anadolu hududu belirtilmiş, sol yan taraftaki yeşil kısmın Akdeniz olduğu anlaşılıyor, buraya Rum Denizi denilmiş, ortadan geçen uzun yeşil çizginin Kam Dağı(Cebelü'l-Kam) olduğu yazılı, ona dik gelen ve denize bağlantılı üç tane ufak yeşil çizgiler ise nehirler, bunların, üstten başlayarak sırayla alta doğru, Berdan, Seyhak ve Seyhan nehirleri olduğu yazılmış. Haritanın üzerinde yönler belirtilmiş ve aşağısına hususiyetle Şam bölgesi haritası olduğu yazılmış.


Devamını Oku

*

İcatlar tarihi


MÖ 4241 - mısırlılar takvim kullanmaya başlar.


MÖ 3200 CİVARI - Mezapotamyalı Sümerler yazıyı kullanan ve tekerligin resmini çizen ilk halk olur.


MÖ 3000 CİVARI-Babiller ilk toplama makinesi olan akabüsü icat eder.


MÖ 1300 CİVARI- Suriyeliler kendi alfabelerini gelişletirler.


MÖ 700- Lidya'da (bugunkü Türkiye'De)Mallarin alım satımı için ilk kez para kullanılır.


MÖ 287 - Kaldıraç ve vida kullanarak pek çok degerli mekanik aygıt icat eden Arkhimedes doğar.


MÖ 10 CİVARI - Romalı mimar Vitruvis bir vinç tasarlar.


999 - Bir keşis tarafından mekanik saat icat edilir.


1000 civarı - Çinliler havai fişek yapmak ve işaret göndermek için barut kullanır.


1045 civarı - Çinde Pi Cheng portatif matbaa harflerini icat eder.


1280 civarı - İlk gözlük İtalyada yapılır.


1450'ler - Johannes Gutenberg'in baskı makineleri kitap üretimde çığır açar.


1452 : Bir çok makine icat eden sanatçı Leonardo da Vinci doğar.


1569 : Floman haritacı Mercator,yenibir harita yapma yöntemi geliştirir.


1592 :Galileo,cisimleri 30kez büyüten bir teleskop yapar.


1641 : İskoçyalı matematikçi John Napier logaritma cetvelini icat eder.


1642 : Balaise Pascal ,babasının vergi hesaplarinda kullanması için bir toplama makinesi icat eder.


1643 : Evangelista Torricelli,hava basıncını ölçmek için cıvali barometre denilen cihazı icat eder.


1656 : Chistian Huygens,Galileo'nun fikirlerine dayanan hassaas bir sarkaçlı saat tasarlar.


1665 : Robert Hooke'un "Küçük Çizimler" kitabındaki çizimler,yeni mikroskoplarıın gücünü gösterir.


1668 : İsaac Newton ilk aynalı teleskobu yapar.


1698:Thomos Savery'in yaptığı ilk buhar makinesi ,su altında kalan madenlerdeki suyu dışarı pompalamada kullanılır.


1771 : Richard Arkwight'ın suyla çalışan çıkrığı eskiye göre çok daha sağlam pamuk ipliği üretir.


1778 : Joseph Braham'ın yeni tuvalaet sistemini icat etmesiyle ev içi sağlık koşullarında önemli bir gelişme kaydedilir.


1783 : Marguis de Jouffroy d'Abbans ilk buharlı gemiyi yüzdürür.


1797:Bir Fransız balondan paraşütle atlayarak paraşütün önemini gösterir.


1801 : İlk denizaltılardan olan Nautilus ilk yolculugunu tamamlar.


1804 : Richard Trevithick raylar üzerinde giden ilk buharlı lokomotifi yapar.


1814 : Friedrich König elle çalışan matbaadan çok daha hızlı olan buharlı matbaayı geliştirir.


1815 : Humphry Davy,madenlerde çalışmayı güvenli hale getiren bir madenci lambası icat eder


1819:Augustus Siebe basınçlı bir dalgıç elbisesi tasarlayarak insanların daha derinlere dalabilmesini saglar.


1821: Charles Babbage,karmaşık matemetiksel tabloları otomotik olarak hesaplamak için tasarladığı " fark makinesi"nin üzerinde çalışmaya başlar.


1826 : Fransız fizikçi Joseph Nieepce tarihteki ilk fotoğrafı çeker.


1829 : George Stephenson,Rocket adlı buharlı bir lokomotif üretir.


1830 : İlk dikiş makinesi Fransız terzi Barthelemy Thimonnier tarafından tasarlar.


1836 : Sanuel Colt,yaptığı hızlı ateş eden tabanca " altıpatlr"ın patentini alır.


1837 : İsambard Kingdom Brunel,ilk kıtalar arası buharlı gemiyi yüzdürür.


1837 : İki İngiliz mucit William Cooke ve Charles Wheatstone elektrikli telgraf makinesini yapar.


1843 : Samuel Morse,telgraf mesajlarında kullanmak üzere nokta ve çizgilerden oluşan ünlü mors alfabesini icat eder.


1846 : Amerikalı bir dişçi bir çene ameliyatında acıyı hissermemek için eter kullanır.
Devamını Oku

*

Osmanlı İmparatorluğu Kronolojisi


1299-


Osmanlı tarihinin başlaması




1299


İlk müzik olayı (Selçuklu sultanınca Osman Bey'e Beylik alameti olarak gönderilen tabl-u alem (davul ve sancak)




1302


Osman Gazi'nin Koyunhisarı Zaferi




1302


III. Alaeddin Keykubad'ın ölümü




1312


Mevlevilik tarikatını kuran Sultan Veled'in ölümü




1317


Gülşehri'nin, kendisinden sonraki tercümelere öncülük eden Mantıku't-tayr'ı Ferideddin el-Attar'ın aynı adlı eserini tercüme etmesi




1320


Türk edebiyatında bilinen ilk divana sahip Yunus Emre'nin ölümü




1324


Orhan Gazi'nin tahta geçişi




1326


Bursa'nın fethi




1330


Aşık Paşa'nın Garib-name'yi telif tarihi




1331


İznik'in fethi




1331


İlk Osmanlı medresesinin, İznik'te Orhan Gazi tarafından kurulması




1334


Karesi Beyliği'nin ilhakı




1337


Kocaeli bölgesinin alınışı




1346


Orhan Gazi'nin Kantakuzenos'un kızı ile evliliği ve Bizans ile ittifakı




1349-1352


Bizans'a yardım için Süleyman Paşa'nın Rumeli'ye geçişi ve Çimpi Kalesi'nin üs olarak alınışı




1350


Davud B. Mahmud el-Kayseri'nin ölümü




1352


Osmanlılar'ın Cenevizliler'e Osmanlı topraklarında serbest ticaret yapma imtiyazı vermeleri




1354


Gelibolu'nun fethi




1361


İlk müzikli spor gösterisi (Edirne Kırkpınar yağlı güreşleri)




1362


Orhan Gazi'nin vefatı ve I. Murat'ın tahta çıkışı




1362


Kadıaskerliğin teşkili




1363


Pençik Kanunu'nun çıkışı




1366


Gelibolu'nun elden çıkışı




1371


Çirmen Zaferi




1376


Bulgar Krallığı'nın Osmanlı hakimiyetini kabulü




1377


Gelibolu'nun Osmanlılar'a iadesi




1385-1386


Niş ve Sofya'nın alınışı




1388


Ploşnik bozgunu ve Balkan ittifakının teşekkülü




1389


I. Kosova Zaferi




1389


I. Murat'ın şehadeti, Yıldırım Bayezid'in tahta cülusu




1390


Aydın-Saruhan-Germiyan-Menteşe beyliklerinin ilhakı




1390


Karaman Seferi, Konya'nın muhasarası




1390


Gelibolu tersanesi'nin inşası




1391


İstanbul'un ilk muhasarası




1393


Mahkeme Rüsumu'nun ilk ihdası




1396


Niğbolu Zaferi




1397-1398


Akçay Zaferi ve Karaman Ülkesi'nin Osmanlı hakimiyetini kabulü




1398


Kadı Burhaneddin'in ölümü.




1398


Karadeniz beyliklerinin ilhakı




1400


İlk musiki nazariyatı eseri (Kırşehirli Yusuf B. Nizameddin'in Kitabu'l Edvar'ı)




1400


Bursa'da I. Bayezid tarafından Ulu Cami'nin yaptırılması; İlk Osmanlı Darü'ş-şifa'sının Yıldırım Bayezid tarafından inşa edilmesi




1402


Ankara bozgunu ve Yıldırım Bayezid'in esareti




1402-1413


Fetret Devri, iç karışıklıklar




1409


Süleyman Çelebi tarafından Türk Edebiyatı'nda ilk mevlid örneği olan, Vesiletü'n-Necat adlı eserin yazılışı; İlk besteli dini eser (Süleyman Çelebi'nin Mevlid'i)




1411


Çelebi Mehmed'in tahta çıkışı




1413


I. Mehmed'in duruma hakim olup devleti yeniden kuruşu




1413


(Celaleddin Hızır) Hacı Paşa'nın ölümü




1416


Osmanlı-Venedik Deniz Muharebesi ve Sulhü, Şeyh Bedreddin isyanı




1416


Macar Seferi




1417


Avlonya'nın fethi




1418


Makam teriminin ilk kullanılışı (A. Meragi'nin Makasıdu'l-elhan'ında)




1418-1420


Samsun bölgesinin zaptı




1419-1424


Bursa'da Hacı İvaz'a I. Mehmed tarafından Yeşil Külliye'nin yaptırılması




1421


Çelebi Mehmed'in ölümü ve II. Murad'ın cülusu




1421-1451


İlk resmi musiki çevresi (II. Murad Sarayı)




1422


Mustafa Çelebi'nin (Düzmece) bertarafı




1425


Molla Fenarı'nın ilk Şeyhülislam olarak tayini




1425-1426


İzmir Beyi Cüneyd'in idamı




1425-1426


Teke Beyliği'nin intikali




1427-1428


Germiyan Beyliği'nin intikali




1429


Manyasoğlu Murad tarafından, Türk edebiyatında Seyf Serayi'den sonra, Anadolu Türk edebiyatı sahasında ilk Gülistan tercümesinin yapılışı




1429


Şeyh Hamdullah'ın Amasya'da doğuşu




1430


İlk iki Türkçe musiki kitabı (Hızır B. Abdullah'ın Edvar'ı ve


Bedr-ı Dilşad'ın Muradname'sindeki musiki bölümü)




1430


Selanik'in fethi




1430-1431


Şemsüddin Muhammed B. Hamza el-Fenari'nin ölümü




1431-1432


Kadızade, Salahaddin Musa b. el-Kadi Mahmud el-Bursavi el-Rumi'nin ölümü




1432


Fatih Sultan Mehmed'in doğumu




1434


Edirne'de II. Murad tarafından Muradiye Camii'nin yaptırılması




1434


Edirne'de II. Murad tarafından Muradiye Camii'nin yaptırılması




1436


Muiniddin B. Mustafa tarafından II. Murad'ın isteğiyle ilk Mesnevi tercümesi olan Mesnevi-i Muradiyye adlı eserin yazılışı




1437


Ömer bin Mezid tarafından ilk nazire mecmuasının derlenişi




1439


Semendire'nin alınışı




1440


Osmanlı musiki çalgıları üzerine ilk notlar (Ahmedoğlu Şükrullah)




1440


Başarısız Belgrad kuşatması




1444


Segedin Sulhü




1444


II. Murat'ın tahttan çekilişi, II. Mehmed'in cülusu ve Varna zaferi




1445


II. Mehmed'in tahttan çekilişi ve II. Murad'ın ikinci defa cülusu




1447


Edirne'de II. Murad tarafından Üç Şerefeli Camii'nin yaptırılması




1448


II. Kosova Zaferi




1451


II. Murad'ın ölümü ve II. Mehmed'in ikinci defa cülusu




1451-1512


Geçiş devri. Fatih Sultan Mehmed ve II. Bayezid devri




1453


İstanbul'un fethi




1453


Ayasofya'nın camiye çevrilmesi




1454


İlk Devlet Musiki Okulu (Enderun'un müzik bölümü)




1458-1460


Mora'nın ele geçirilişi




1461


Trabzon Rum İmparatorluğu'nun sonu




1461


Candaroğulları'nın ilhakı




1463


Osmanlı-Venedik Savaşı'nın başlaması




1463-1470


İstanbul'da Fatih Külliyesi'nin inşaası




1466


II. Mehmed'in Arnavut seferi




1468


Karamanoğulları'nın sonu




1468


II. Mehmed tarafından İstanbul'da Topkapı Sarayı'nın tesisi




1469


Ahmed Karahisarı'nın Afyonkarahisar'da doğuşu




1470


Eğriboz'un alınışı




1471


Fatih Külliyesinin açılışı




1472


Topkapı Sarayının inşası




1473


Otlukbeli Zaferi : Osmanlı Akkoyunlu mücadelesi




1474


Ali Kuşçu'nun ölümü




1475


Kırım'ın Osmanlı tabiiyetine girişi




1476


Boğdan seferi ve zaferi




1478


Fatih tarafından ilk altın paranın darbettirilmesi




1478


Şerafeddin Sabuncuoğlu'nun ölümü




1479


Osmanlı-Venedik Sulhü ile Fatih'in Venedikliler'e Trabzon ve Kefe'de ticaret yapma hakkı tanıyan ahidname vermesi




1480


Otranto'ya çıkış ve başarısız Rodos kuşatması




1480


Kadıaskerliğin Rumeli ve Anadolu olarak ikiye ayrılması




Devamını Oku

*

Osmanlı Tarihinde İlkler...


Osmanlı Tarihinde İlkler...






- Osmanlıların ilk Beylik merkezleri ve bir bakıma ilk başkentleri Söğüt Kasabası'dır. Daha sonra sırasıyla Yenişehir, Bursa, Edirne ve İstanbul başkent oldu.




- Osmanlı tarihinde ilk savaş,1284 yılında Bizans tekfurlarıyla yapılan Ermeni Beli savaşıdır.




- Osman Bey'in ele geçirdiği ilk kale Kolca Hisar Kalesi'dir (1285).




- Osman Bey'in ilk askeri anlaşması 1306 yılında yılında Ulubad Tekfuru ile yapılan anlaşmadır.




- İlk fethedilen ada, 1308 yılında alınan İmrali Adası'dır.




- İlk barış anlaşması, 1330 yılında Orhan Gazi ile Bizans İmparatoru Üçüncü Andronikos arasında imzalanmıştır.




- "Rumeli" adı verilen Avrupa yakasında ilk ele geçirilen yer, Gelibolu'da Orhan Gazi'nin büyük oğlu Süleyman Paşa tarafından alınan Çimpe limanıdır.




- "Sikke" adı verilen ilk Osmanlı madeni parası Orhan Gazi adına 1327 yılında basılmıştır.




- İlk daima ordu 1328 yılında Orhan Gazi Bey'in emriyle kurulmuş olup bu orduya "Yaya" adı verilmiştir.




- Osmanlı tarihinde ilk şair padişah Fatih Sultan Mehmed'in babası İkinci Murad'dır.




- Osmanlı padişahlarından İstanbul'u ilk kuşatan 'Yıldırım Bayezıd'dır (1391).




- Osmanlı tarihinde savaş meydanında şehid olan ilk (ve tek) padişah Birinci Murad'dır (1389), 1. Kosovo Savaşı.




- İstanbul'a defnedilen ilk padişah Fatih Sultan Mehmed'dir.




- Fethin sembolü olan Ayasofya'da ilk Cuma Namazı fetihten üç gün sonra 1 Haziran 1453 günü Akşamseddin tarafından kıldırılmış olup cemaat arasında Fatih ve O'nun şanlı askerleri hazır bulunmuşlardır.




- Fatih Sultan Mehmed tarafından İstanbul'a tayin edilen ilk vali Karıştıran Süleyman Bey'dir.




- İlk İstanbul Kadısı Hızır Bey Çelebi olup; bugünkü Kadıköy semti O'na tahsis edildiği için bu adı almıştır.




- Devişmelerden olup da Sadrazamlık makamına yükselen ilk kişi, fetihten sonra Fatih Sultan Mehmed tarfından tayin edilen Mahmud Paşa'dır.




- Önceleri Asya ve Avrupa'da toprakları bulunan Osmanlı İmparatorluğu'na ilk defa Afrika'da toprak kazandıran padişah Mısır Fatihi Yavuz Sultan Selim'dir.




- İstanbul'da öldürülen ilk padişah, "Genç Osman" adıyla bilinen İkinci Osman'dır.




- "Valide Sultan" adıyla anılan ilk padişah anası, İkinci Selim'in hanımı ve Üçüncü Murad'ın anası olan Nur Banü'dur.




- Osmanlılarda ilk matbaa, Üçüncü Ahmed zamanında ve 1327 yılında faaliyete geçen İbrahim Müteferrika Matbaası'dır.




- İlk vapur, İkinci Mahmud zamanında ve 1827 yılında satın alınmış olup halk arasında "Buğu gemisi" adıyla anılmıştır.




- İlk kıyafet kanunu 3 Mart 1829 yılında ve İkinci Mahmud zamanında yayınlanmıştır. Bu kanuna göre sarık ve cüppe ilmiye sınıfına ayrılmış olup devlet memurlarının fes, setre, pantolon ve kaput giymeleri kararlaştırılmıştır.




- İlk gazete yine İkinci Mahmud döneminde ve 1 Kasım 1831 Salı günü yayınlanan Takvim-i Vakayi'dir.




- Osmanlı tarihinde ilk borçlanma Sultan Mecid döneminde ve 1855 yılında olmuştur. 28 Haziran Perşembe günü Londra'da imzalanan anlaşma ile İngiltere ve Fransa'dan beş milyon İngiliz altını borç alınmıştır.




- Türkiye'de ilk telgraf da yine Sultan Mecid döneminde kurulmuş, 9 Eylül 1855 Pazar günü faaliyete geçmiştir.




- Avrupa seyahatine çıkan ilk ve tek Osmanlı Padişahı Sultan Aziz'dir 21 Haziran 1867 tarihinde başlayan bu yolculuk 44 gün sürmüştür.




- Türkiye'nin yurt dışında katıldığı ilk sergi 1851 yılında Lonra'da düzenlenen Tarım ve Sanayi Ürünleri Sergisi'dir.




- Türkiye'de ilk sergi ise 27 şubat 1863 tarihinde Sultan Ahmed Meydanı'nda Sultan Abdülaziz'in de katıldığı bir törenle açılan "Sergi-i Osmani" dir. Çeşitli el sanatları ile tarım ve sanayi ürünlerinin yer aldığı bu sergiye İmparatorluk sınırları içinde kalan ülkelerden olduğu gibi bazı Avrupa ülkelerinden de katılımlar oldu.




- İstanbul'a ilk tünel yine Sultan Abdülaziz zamanında Fransız Mühendis Emile Gavand tarafından yapıldı ve bu tünel 17 Ocak 1874 günü hizmete girdi. Dünyanın üçüncü yeraltı treni olan bu tünel 575 metre uzunluğunda ve 7 metre genişliğindedir.




- Türkiye'de Meşrutiyet'in ilk ilanı, 23 Aralık 1876 (Sultan İkinci Abdülhamid).




- İlk olarak Sultan İkinci Abdülhamid döneminde açılan okullar: Mekteb-i Hukuk-i Şâhâne (Hukuk), Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne (Tıp), Mekteb-i Mülkiye-i Şâhâne (Siyasal Bilgiler), Mekteb-i Şâhâne Hendese-i Mülkiye (Teknik Üniversite), Halkalı Yüksek Ziraat Mektebi, Orman ve Madenler Mektebi.




- Haydarpaşa - İzmit - Ankara demiryolu ilk olarak 1888 yılında İkinci Abdülhamid'in Almanya'dan aldığı mâli destekle gerçekleştirildi. Ankara - Bağdat demiryolu hattının yapımına girişildi.




- İlk Boğaziçi Köprü Projesi de Sultan İkinci Abdülhamid döneminde yapıldı. 1900 yılında, Anadoluhisarı ile Rumeli Hisarı arasında bir köprü kurulması için Bosphorus Railroad Company adlı şirket çalışmalara başladı. Köprü üzerine demiryolu döşenmesi de planlanmıştı. Böylece, Avrupa,dan kalkan bir tren Bağdat'a kadar gidebilecekti. Ancak iç karışıklıklar ve Sultan Abdülhamid'in tahttan indirilmesi o zaman için bu projenin gerçekleştirilmesine engel oldu.
Devamını Oku

*

Keşifler Tarihi


MÖ 1492 CİVARI - Mısır Kraliçesi Hatşepsut,Punt ülkesine ticari bi sefer düzenler.


M.ö 600 civarı : Mısır Firavunu 2.neko Afrika kıyılarına bir sefer düzenler.


M.Ö 450 CİVARI :Herodates bir dünyaharitası çizer.


M.Ö 327-23 :Büyük İskender ve orduları Pers İmparatorlugundan dogaya ilerler.


M.ö 138 :Cang Çien,Çin'de bulunan Yüeçi'ye dogru yola çıkar.


M.Ö 126 : Cang Çien Çin'e döner.


M.Ö 105 CİVARI : Çinden Batıya uzanan İpek Yolu açılır.


150 : Ptolemaios Dünya haritasını çizer


245 :Çinli elçiler Funana (Kamboçya)yolculuk ederler


629 : Şüen-zang Çinden Hindistana dogru yola açıkar.


645 : Şüen-zang Çine döner.


860 civarı :Çinliler,Afrika'nın Somali ülkesine ulaşırlar.Vikingler İzlanda'ya yerleşirler.


900 civarı :Gunnbjorn Ulfsson,Grönland'ı keşfeder.


1000 civarı :Leif Eriksson,Kuzey Amerika'nın doğu kıyılarına ulaşır.


1060 :Çinliler,Afrika'nın Malindi bölgesine ulaşırlar.


1187 :Çinliler,Afrikanın doğu kıyıları açıklarındaki Zenzibar ve Madagaskar adalarına çıkarlar.


1246 :Giovanni Da Pain del Carpini,Karakurum'dak i Moğol başkentine varır.


1253 :Rubroucklu William,Karakurum'a gönderilir.


1265 :nİCCOLO VE mAFFEO pOLO,çİN'İN BAŞKENTİ Hanbalık'a (Pekin)varırlar.


1269:Niccolo ve Polo Venedike dönerler.


1271:Niccolo,Maffeo ve Marko Polo Venedikten Çine dogru yola çıkarlar.


1292olo'lar Venedike dönmek üzere Çinden ayrılırlar.


1325:İbn Battuta Arabistana yolculuk eder


1405-1453:Çing Ho Hint Okyanusunda yolculuk eder.


1420 civarı :Çinlilerin Afrikadaki Ümit Burnunu dolaştıkları sanılıyor.


1434:Gil Eannes,Batı Afrikadaki Bojador Burnunu dolaşır.


1487:Bartolomeu Dias Ümit Burnunu dolaşır.Pero da Covilha ve Afonso de Paiva,Portekizden Doğuya yapacakları yolculuklarına başlarlar.


1492ero de Caovilha,Mekkeyi ziyaret eder. Kristof Kolomb,İspanyadan Doğuya ulaşmak için yola çıkıp "Hint adaları" dedgigi Güney Amerika Adalarına ulaşarak keşifler yapar.


1497:Vasco da Gama,Hindistan'a gitmek üzee Afrikanın çevresini dolaşan bir yol izler.


1498:Vasco da Gama Kalkütaya uğrar.


1499:Vasco da Gama,Portekize döner.


1503:Lodovice de Varthema,Mekkeyi ziyaret eder.


1507:Amerika Kıtasına kaşif Amerigo Vespucci onuruna onun adı verilir.


1511iego Velazquez ve Hernan Cortes,İspanya adına Kübayı işgal ederler.


1519:Cortes,Meksika'y a doğru yola çıkar.Macellan,dünyan ın çevresini dolaşmak üzere yola çıkar.


1534:Jaques Cartier Fransadan Kuzey Amerikaya dogru yola çıkar.


1535:Cartier,Motreal' i kuarar.


1569.Andres de Urdaneta,Büyük Okyanusu aşar.


1576: Martin Frobisher,Kuzeybatı Geçidini bulmak üzere İngiltereden ilk yolculuğuna çıkar.


1577:Francis Drake gemiyle Dünyanın çevresini dolaşmak üzere yola çıkar.


1587:John Davis Kuzeybatı Gecidini bulmak üzere üç yolculuk yapar.


1597ortekizliler Çinde bir ticaret merkezi kurarlar.


1606edro Fernandes de Quiros Yeni Hibrid Adalaraına varaır.Willem Jansız Avustralya kıyılarına varan ilk Avrupalı olur.


1608amuel de Champlain,Quebec'i kurar.


1609:Henry Hudson,Kuzeybatı Geçidini Bulmak üzere çıktıgı yolculukta Kuzey Amerika kıyıları boyunca yol alır.


1610:Hudson ikinci bir yolculuk yapar.


1642:Abel Tasman Van Diemen Topraklarını( Tazmanya) bulur.Tasman Yeni Zalandanın batı kıyılarını keşfeder.


1682:Robert de La Salle,Kuzey Amerikayı bir uçtan öbür uca geçer.


1690:cey dalış makinelerine hava pompalayacak bir yöntem geliştirir.


1700:İngiliz bir korsan olan William Dampier Yeni Ginenin kuzey kıyılarını keşfeder.


1721:Jakob Roggeveen,Paskalya Adasını keşfeder.


1769:James Cook,Endeavour adlı gemiyle Tahitiye yolculuk eder ve Yeni Zelandaya doğru yoluna devam eder.


1770:Cook,Avustralyan ın Botany Körfezine çıkar.


1772:Cook,ikinci yolculuguna çıkamak üzere İngiletereden ayrılır.


1174:Cook,Güney Kutup dairesine geçer.


1176:Cook,Kuzeybatı Gecidini aramak üzere üçüncü yolculuguna çıkar.


1179:Cook,daha sonra öldürülecegi Sandwich adalarına (Havaii) dogru yola çıkar.


1785: François de La Perouse,Solomaon Adalarını aramak üzere Fransadan yola çıkar.

1788: La Perouse,Avustralyanın Yeni Güney Galler bölgeisne çıkar.

1795 : Mungo Park,Afrikaya dogru yelken açar.Matthew Flinders ve George Bass,Avustralyanın doğu kıyılarından başlayarak iç kesimlere doğru ilk seferi gerçekleşir.

1799: Alexander von Humboldt ve Aime Bonpland Avrupadan Güney Amerikaya dogru yola çıkarlar.

1802 : fLİNDERS,NERDEYSE TÜM aVUSTRALYA KIYILARINI İNCELEYEREK ÖLÇÜMLER YAPAR.

1804 : Meirwether Lewis ve William Clark Amerika Birleşik Devletlerinini bir uçtan diğer uca keşfeder.

1805 : Park,Afrkaya dogru ikinci yolculuguna çıkar.

1810 : Johann Burckhart Suriyenin Palmyra kentini ziyaret eder.

1812 : Burckhart Petra kentini ziyaret eder.

1824 : Rene-Auguste Caillie,Fransadan Timbuktuya dogru yola çıkar

1828 : Charles Stuart ve Hamilton Hume Avustralyanın Mavi Daglarını aşar.

1831 : Charles Darwin,Beagle adlı gemiyle Güney Amerikaya dogru yola çıkar.

1851 : David Livingstone ailesi ve Cotton Oswell Afrikanın güneyindeki Kalahari Çölünü aşarlar.

1856 : Livingstone Afrikayı yürüyerek aşan ilk Avrupalı olur

1858 : Livingstone Zambezi Nehrini Keşfe çıkar.

1860 : Robert Burke , Avustralyayı güneyen kuzeye aşaçak seferin basında Melbournedn yola çıkar

1876 : Charles Doughty Kuzey Arabistanın Nufud bölgesinde keşfe çıkar.

1908 : Robert Pearny ve Matthew Henson Kuzey Kutbuna giderler.

1909 : Peary, Kuzey kutbuna vbardıgını iddia eder.

1911 : Amundsen Güney Kutbuna varır.

1912 : Robert Falcon Scott ve ekibi Güney Kutbuna varır. Scott ve ekibi soguktan donarak ölürler.

1916 : T.E Lawrence Kuzey Arabistanın Hicaz bölgesinde keşfe çıkar.

1953 : Edmund Hillary Ve Tenzing Norgay Nepal ile Tibet sınırında bulunan Everest Dagına tırmanırlar.

1960 : Jacques Piccard Trieste adlı denizaltısıyla Büyük Okyanusun tababına iner.

1961 : Yurii Gagarin Uzaya giden ilk insna olur.

1969 : Armstrong ve Aldrin Aya ayak basar.

Devamını Oku

*

Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü


- A -



ABDAL : 1. Afganistan topraklarındaki bir Türk boyunun adı.


2. Anadolu'da göçebe bir aşiretin adı.


3. Çeşitli tarikatlarda derviş. Gezgin dervişlere verilen unvan.

ACEMİ OCAĞI : Tutsaklardan ya da devşirme yoluyla Hıristiyanlar'dan toplanan gençlerin yeniçeri olarak yetiştirilmeleri için eğitim gördükleri ocak.

ACEMİ OĞLANI : Yeniçeri olmak üzere Acemi Ocağı'nda eğitim gören devşirme ya da tutsak genç.

ACEMİ OĞLANI KETHÜDASI : Acemi oğlanları işine bakan Anadolu ve Rumeli ağalarının maiyetîerindeki memurlara verilen unvan.

AĞA : Kapıkulu Ocakları'nın yüksek rütbeli subayları ile sarayda hizmetli subay ve hadımlara verilen unvan.

AĞA KAPISI : Yeniçeri ağalarının buluhduğu resmî daire.

AĞI : (Göktürkler'de) Hazine, mal, senet, ipekli kumaş.

AHÎLİK : Esnaf, zanaatçı, çiftçi gibi çalışma kollarını içine alan ve bu iş kollarının yararına çalışan ocak. Bu ocağa mehsup olanlara Ahî denirdi.

AK AĞALAR : Osmanlı Sarayı'nda kullanılan hademelerden bir kısmına verilen unvan.

AK ALEM : Saltanat sancağına verilen'ad.

AKÇA : Osmanlılar'da gümüş para birimf.

AKINCI : Keşif, haber alma, sabotaj, baskın gibi amaçlarla yabancıülkelere akın yapan özel eğitim görmüş askerler. Bugünkü 'komando'nun karşılığı.

AKSAKAL : Köyün, mahallenin, bir topluluğun ihtiyar Heyeti'nden olankimse. Sözü dinlenen, tecrübeli, yaşlı kişi.

ALEM : Bayrak.

ALEMDAR : Bayraktar. Bayrak taşıyan.

ALP : Kahraman, yiğit. Büyük işler başarmış ve halk tarafından sevilen kimse.

ASIR : yüzyıl.

ASES ASES BAŞI :Asayişin sağlanması için kolgezen bekçiler. Yeniçeri Ocağı'nı oluşturan ortalardan (taburlardan) 28. ortanın çorbacısına verilen unvan. (Çorbacı: 31 bölüklü Acemi Ocağı ile piyade askerini oluşturan bölük subaylarının unvanı).

ARZ ODASI : Padişahın elçileri kabul ettiği oda. (bazen sadrazamı) Kabul salonu.

AMME : Kamu (Amme efkârı = Kamuoyu; amme hukuku = kamu hukuku; amme idaresi = kamu yönetimi)

ALPAGU : Alpagut da denir. Göktürk'lerde yiğit, kahraman. Düşmana saldıran, yakalanmayan asker veya subay. Bir subay rütbesi.

ALTIN ELBİSELİ ADAM :Kazakistan'ın başkenti Alma-Ata yakınındaki Eşik kazılarında mezarı bulunan bir Türk tiginine tarihçilerin verdikleri isim. Mezarda tiginin altın zırhı da bulundu. Onun bir Türk tigini (prensi) olduğunu aynı mezarda bulunan bir kabın üzerindeki yazılardan anlıyoruz.


AŞAR : Toprak ürünlerinden hazine giderleri için onda bir oranında alınan vergi.

ATABEY (ATABEK) : Selçuklular'da şehzadelerin eğitimiyle görevli erkek eğitici. (Osmanlılar'da bu görevi yapana Lala denirdi)

ATAMAN : Don ve Ukrayna Kazakları'nın başındaki kumandana verilen unvan. Zamanla çar veliahtına da bu unvan verildi. Asya Türkleri askerî ve idarî makamlara seçilen müdür ve başkanlara Ataman derlerdi... 15. yüzyıldan 18. yüzyıla kadar Polonya ve Litvanya Büyük Dukalığı orduları kumandanına da Ataman denilirdi.

AT OĞLANLARI : Saray seyisleri. At bakıcıları. Aşçı başı.

APA : (Eski Türkler'de) Ecdat, büyük baba.

APA TARKAN : Bir unvan. Büyük, yüce, yüksek.

AYAK DUVANI : Olağanüstü durumlarda acele olarak toplanan divan. Padişahtan başka herkes ayakta durur ve acele kararlar alınırdı. İsyan sırasında asîlerin padişaha zorla ayak divanı yaptırdıkları olurdu. (Göktürk'lerde) Danışman, söyleyici, akıl hocası, musahip.

AYUĞÇI AZAB (Azeb) : Osmanlılar'da ordunun çekirdeğini oluşturan hafif piyade askeri. Bu terim 13. yüzyıldan beri askeri bir terim olarak kullanılıyor ve başlangıçta genellikle 'şehirlerdeki yerli bekâr asker' anlamına geliyordu.

AZAT ETMEK : Kölenin hürriyetini vermek, serbest bırakmak. Derebeyliklerde bir insanı toprak kölesi durumundan kurtarmak.

AZERÎ : Azerbaycanlı Türk.




- B -



BÂB : Kapı.

BABIÂLİ : Büyük kapı. Osmanlılar'da Sadrazamlık (Başbakanlık), Reis-ül Küttaplık (Dışişleri), Sadaret Kethüdalığı (İçişleri)'nin bulunduğu binalara denirdi. Hükümet anlamına da gelirdi. Yeniçeri Ocağı'nda bir başçavuş.

BAB-US-SAADE AĞASI : Enderun âmirlerinden birine verilen unvan.

BAĞA BAHRİYE : Bir unvan. Küçük rütbe.

BAHRİYE AZABLARI : Deniz Kuvvetleri. Bir devletin deniz kuvvetlerinin ve teşkilâtının tümü. Savaş gemilerinde görev yapan askerler.

BÂLÂ RÜTBESİ : Osmanlı Devleti'nde 1845 yılında ihdas edilen bir mülkî rütbe. (Bâlâ, yüksek, yüce anlamlarına da gelir).

BALBAL : (Eski Türkler'de) Öldürülen düşmanın heykeli. (Ünlü kumandanların mezarlarına, öldürdükleri düşman sayısınca heykel dikilirdi.

BALTACI : Padişah sarayının dış hizmetlerinde kullanılan görevlilere verilen unvan.

BALYEMEZ : Savaşta, özellikle kale dövmek için kullanılan orta menzilli top.

BARK : (Göktürkler'de) Mezar, türbe, anıt-mezar, ev, bark.

BARON : Doğrudan doğruya krala veya büyük bir tımar sahibine bağlı derebeyi. Krala 'Yüksek Baron' denirdi. Sonraları yalnız asalet unvanı olarak kullanıldı.

BAŞÇUHADAR : Osmanlı Sarayı'ndaki hizmetkârların başı. Emrinde kırk çuhadar çalışırdı.

BAŞDEFTERDAR : Devletin malî işlerinin başında bulunan görevli.

BAŞHASEKİ : Hasekilerin en yüksek rütbelisi. Yeniçeri Ocağı'nın 14.,49., 66. ve 67. ortalarına 'Hasekiler' denirdi. Orta, aşağı yukarı bugünkü tabur kadar mevcudu olan bir birlik idi.

BAŞIBOZUK : Düzenli ordunun dışında, savaşa katılmak için gönüllü yazılan siviller.

BAŞKADIN : Padişahın nikâhlı dört eşinden en yaşlısına verilen unvan.

BAŞKAPI KETHÜDASI : Suçluları yakalamak, idam edilmeleri gereken varsa onları idam etmekle görevli kethüdaların başı.

BEC : Avusturya'nın başşehri Viyana'yaOsmanlılar'ı n verdiği ad.

BEKTAŞÎ : Hacı Bektaş-ıVelî'nin kurduğu tarikatın adı. Bu tarikate mensup olan.

BENGÜ : Sonsuz, ebedî, daimî. (Göktürkler'de)

BENGÜTAŞ : (Göktürkler'de) Dikilitaş, anıt, geleceğe*kalsın diye dikilen yazılı taşlar.

BEYLİK : Bey tarafından yönetilen bölge. (Eskiden Anadolu, beyliklerle yönetiliyordu: Karaman Beyliği, İnallı Beyliği, Mengü-cüklü Beyliği... vb.)

BEYLERBEYİ : Askerrve idarî yetkilerle donatılmış genel vali

BEYLİKÇİ : Divan-ı Hümayun subayının unvanı.

BEYTULLAH : Kabe. (Allah'ın evi)

BEYTÜLMAL : Devlet Hazine Dairesi.

BİLGE : Bilgin, hâkim, danışman, akıllı, bilici.

BÎMÂRHANE : Akıl Hastanesi. Tımarhane.

BOĞDAN : Osmanlılar'ın bugünkü Moldavya'ya verdikleri ad.

BOYLA : (Göktürkler'de) Bir askeri unvan.

BÖCEKBAŞI :.Osmanlılarca Zabıta Amiri.

BÖGÜ : Hâkim, bilge, bilici (Bögü Kağan)

BÖRİ (Börü) : (Eski-Türkler'de) Kurt.

BÖRK : Eski Türklerin ve sonra yeniçerilerin kullandıkları başlığın adı.

BOSTANCI : Saraylarla kasırların bekçiliğini yapan, zabıta işleriyle de ilgilenen saray mensuplarından bir kısmının unvanı.

BURLUTA : Ateş gemisi. Düşman savaş gemisini tutuşturmak, yakmak için kullanılan gemi.

BUYRULTU : Büyük makam sahipleri tarafından kendi emirlerindeki memurlara emir niteliğinde yazılan bildiri.

- CÇ -

CAHİLİYE DEVRİ : Arap tarihinde İslamlığın doğuşundan önceki dönem. Hz. Muhammed'in peygamberliğinden hemen önceki dönem. (İlk cahiliye: Hz. Nuh ve Hz. İbrahim'in peygamberliğinden önceki devirler.)
CAİZE : Şairlerin devlet büyüklerine yazdıkları methiyeler karşılığında aldıkları para ve hediyelere caize denirdi. 'Sile' deyimi de caize ile aynı anlama gelirdi.
CARİYE : Savaşta tutsak alınmış ya da para ile satın alınmış kız ve kadın. Bunlar özel bir eğitim görür ve genel hizmetlerde kullanılırlardı.
CEBE : Savaşla ilgili silâh ve araçlar. Mühimmat.
CEBECİ : Savaş araç ve gereçlerini mevzilere ve tabyalara gönderen ordu sınıfına verilen unvan. Bugünkü ordonat (ordu donatım) deyiminin karşılığı.
CEBEHANE : Savaş silâh araç ve gereçlerinin muhafaza edildiği yer. Zamanla'cephane'şekli ni almıştır. Ceheci Kethüdası
CELÂLÎ : Yavuz Sultan Selim zamanında, Tokat civarında "mehdî"lik iddiasında bulunan ve çevresine bazı serserileri toplayan Celâl adında birinin isyanı için söylenmiş deyimdir. Sonraları hükümete karşı isyan çıkaranlara da 'Celâlî' denildi.
CEMAAT : 1. Bir imama uyup namaz kılan kişiler.

2. Bir dinden veya bir soydan olanların topluluğu (Rum cemaati, Yahudi cemaati... vb.)

3. İnsan kalabalığı.
CEMİYET : Dernek. Toplum. Cebeci Kolcusu
CENK : Savaş, harp.
CENGÂVER : Savaşçı. Savaşkan, vuruşkan.
CİHAD : Kutsal savaş. Din uğruna yapılan savaş.
CİZVİT : 'İsa Derneği' denilen bir Hıristiyan derneğinin üyesi. (Fr.'Jesuite' geliyor)
CİZYE : Müslüman devletlerde Müslüman olmayanlardan alınan bir vergi.
CUMA SELÂMLIĞI : Cuma namazı dolayısiyle padişahlar için yapılan törene verilen ad.
CUMHUR : Halk, topluluk.
CUNTA : Ülkenin yönetimine el koyan kimselerden oluşan kurul.
ÇAÇA : Göktürler'in Çin generallerine verdikleri unvan.
ÇAŞIT : Halk tarafından 'casus' yerine kullanılan bir deyim.
ÇEKTİRİ : Kürekle giden ve yelkeni yardımcı araç gibi kullanan savaş gemisi.
ÇELEBİ : Önceleri Mevlevî tarikatının başında bulunan kimseye denirdi. Osmanlı şehzadeleri için de kullanılmış bir unvandır. Daha sonra şair, müzisyen ve padişah yakınlarına da "Çelebi" denmiştir.
ÇENGİ : Dansöz.
ÇERİ : Asker. (Yeniçeri-Yeni asker)
ÇIPLAK : 1. Tersane mensuplarından bir kısmına verilen unvan idi.

2. Yeniçerilerde hizmete girmek üzere nöbete soyunan neferler için kullanılan bir deyim.
ÇİTA : Rumeli Türkleri hakkında kullanılan bir deyim.
ÇOR : (Göktürkler'de) Rehber, önder, lider.
ÇORBACI : 31 bölüklü Acemi Ocağı ile Osmanlı ordusunun pryade askerini yetiştiren subaylara verilen bir unvan.
ÇUHADAR : Sarayın büyük memurlarından ve padişahın hizmetlerinde bulunanlara verilen ad idi. Sonraları resmî dairelerin ayak işlerini yapanlara da bu ad verildi.


- D -

DALKILIÇ : Düşman içine dalmak veya kuşatılan bir kaleye girmek için fedaî yazılanlara verilen ad.
DARÜLFÜNUN : Üniversite.
DAR-ÜS-SAADE : Osmanlı Sarayı. Padişahın evi.
DAR-ÜS-SAADE AĞASI : Kızlar ağası.
DARÜŞ-ŞİFA : Hastahane
DELİ : Kelimenin aslı'delll'dir. Yol gösteren, kılavuz anlamına gelir. Rumeli'de kurulan bir süvari sınıfı idi. Bu süvariler hiç korkmadan her tehlikeye atılırlardı.8Bu yüzden ve 'delil' kelimesinin asıl anlamını da bilmediği için, halk bunlara 'deli' demiştir.
DERBENT : Sınır boyunda bulanan küçük kale.
DERSAADET : İstanbul'a verilen adlardan biri.
DERVİŞ : Bir tarikâte bağlanmış kişi.
DİBACE : Önsöz, başlangıç.
DİL : 1. Yakalanan, tutsak edilen düşmandan, konuşturularak alınan bilgi.

2. Gönül.
DİRLİK : Geçimini sağlaması için bir kişiye verilen maaş ya da bir çiftliğin geliri, tımar.
DİVAN : Hükümet üyelerinin toplanması. Bugünkü Bakanlar Kuru-lu'nu karşılayan deyim. (Aslı Divân-ı Hûmayun'dur).
DİZDAR : Kale kumandanı.
DÜRZİ : İslâm dininden oldukça ayrılık gösteren bir mezhep. Bu mezhebe mensup olanlar daha çok Suriye, Ürdün ve Lübnanda yaşıyorlardı.
Devamını Oku

*
Academics Art History  Blogs - BlogCatalog Blog DirectoryAcademics Blogs - Blog Top Sites