Blogda Aramak İçin TIKLAYINIZ

ogrencilerde basarisizlik korkulari

"Bunun Aptalca Olduğunu Biliyorum, Fakat..."

Yada

Bayan Öğrencilerin Başarı Değil, Başarısızlık Korkuları Üzerine Bazı Düşünceler

Carla Golden[1]

Kadınlardaki başarılı olma korkusu, fazlasıyla tartışılmıştır. Psikoloji kuramlarında, kadın psikolojisi ile ilgili kitap ve makalelerde bu konuyla ilgili birçok örnek bulunabilir. Aksine, kadınların başarısızlık korkusu ile ilgili referanslar, psikolojik literatürde yer almamaktadır. Kadınların başarılı olma korkularına çekilen dikkat konusunda beni. şaşırtan, bayan öğrencilerle ve onların korkularıyla ilgilenen bir öğretmen olarak başarısızlık korkusunun başarılı olma korkusundan daha belirgin olduğunu bulmuş olmamdır.

Dokuz yıldır bayan öğrencilere öğretmenlik yapmaktayım. Önce özel bir kız kolejinde, sonra da % 80'inin bayan olduğu özel bir eğitim kurumunda çalıştım. Bu yüzden benim burada amacım, kadın ve erkek öğrencilerin korkularını karşılaştırmak değil, kadınların özellikle başarı ya da başarısızlıkla ilgili korkularının içeriğini ele almak olacaktır. Bu korkuların doğasını tanımlamam gerekirse, bunların çoğu başarılı olma korkusu sınıfına değil, başarısızlık korkusu sınıfına girer. Bu başarısızlık korkuları iki büyük kategoriye de ayrılabilirdi: Akademik ya da zihni başarısızlıkla ilgili korkular ve kişilerarası başarısızlıkla ilgili korkular sınıfta ortaya çıkan belli başlı bir başarısızlık korkusu türü, kadın öğrencilerin aptal görünmek korkusuyla fikirlerini açıklamaktan çe­kinmeleridir. Öğrencilerden yorumlarını almak istediğimde bir sessizlik olduğunda ve bu sessizlik uzun süre bozulmadığında, öğrencilerime o anda akıllarından nelerin geçtiğini sorarım. Önceleri, sessiz kalan öğrencilerin sorduğum soruyla ilgili hiçbir şey düşünmediklerini sanırdım, fakat onların konuşkan arkadaşlarının cevap vermesini beklediklerini anladım. Öğrencilerin birçoğunun birtakım yanıtları oldu­ğunu fakat sınıfın önünde "aptal düşmek"ten korktukları için, fikirlerini belirtmekdiklerini öğrendim.

Aptal görünmekle ilgili benzer bir korku da bir öğrencinin sınıfta soru sormasında kendini gösterir. Öğrencilerin, sorularını sınıfta alacağımı söylememe rağmen, sınıfta benden bir şeyi açıklamam is­tenmiyor, öğrenciler dersten sonra yanıma geliyorlar. Bir öğrenci sınıfta kendiliğinden soru sormak ya da fikrini dile getirmek riskini aldığında, söze söyle başlıyor: "Bunun aptalca olduğunu biliyorum, fakat..." Benim sınıfımda bu söz rahatsız edecek kadar fazla kullanılıyor.

Zihinsel olarak yetersiz görünmekten korktuğunu açıkça belirten birçok öğrencinin aksine sınıfta fazlasıyla akıllı görenmekten korktuğu için sessiz kalan bir öğrencim, hiçbir zaman olmadı. Belki bu, erkek öğrenci oranının yüksek olduğu sınıflarda görülebilir ya da belki de kadın öğrenciler de bu şekilde düşündükleri halde, bunu kabul etmiyor olabilirler. Öğrencilerimin "bu tür kadınlar tanıdıkları"nı söylemelerine rağmen ben kendisini bunlardan birine benzeten bir öğrenciye hiç rastlamadım. Bu tür gözlemler sayesinde, insan başarısızlık korkusunun, başanlı olma korkusundan daha çok görüldüğü, başanlı olma korkusunun, anlatılması zor ve derin bir korku olduğu sonucuna varabilir.

Akademik başarısızlık korkusu kategorisinde yer alan durumda, öğrenci mezun olduğu okuldaki performansını göz önünde bulundurur. Aralarında lisans başarı seviyeleri hayli yüksek olan birçok iyi öğrencin bulunduğu ve başarısız olacaklarından korkan birçok kadın tanıdım. Bunların lisans öncesi başarıları, lisans başarıları için onlara güven duygusu verebilirdi. Bu kadınlar, dolandırıcı fe­nomeninin klasik örnekleridir (Clance ve Imes, 1978).

Tersine, başarılı olmaktan korkan yalnızca birkaç öğrenci tanıdım. Lisans üstü programlara katılmaktan kaçınan genç bayanlar, oldukça fazladır, çünkü bunlar, ailelerine öncelik vermeleri için zaman ve esneklik sağlayacak kariyerleri tercih etmişlerdi. Bunun nedeni, evlilik ve bir aile kurma planlarını bir kenara bıkarak, okulda beş yıllarını har camamak istememeleridir. Bu öğrenciler, seçeneklerini görmüş, tercihlerini yapmışlardır.

Örneğin; terapist olarak çalışmak, psikoloji üzerine lisans üstü öğrenim yapmaktansa, sosyal çalışma programlarına katılmak isteyen birçok başarılı öğrenciyle konuştum. Bu, onların daha fazla kabul edilmeyi ya da sosyal çalışma okulunda daha fazla başarı elde edeceklerinden ya da bir klinik psikoloji programında daha az kabul edi-lirlik ya da daha fazla başarısızlık olanağına maruz kalacaklarından değil, evlilik ve aile kurma olanakları olacak zamanın beş yılını okulda geçirmek istememelerindendir. Bu öğrenciler, seçeneklerinin farkındadırlar ve tercihlerini yapmışlardır. Toplumdaki seçenek belirleme işi sorgulanıp, sonuç olarak kadınların kariyer yapma arzularının engellendiği görülebilir. Fakat bu, bu kadınların başarılı olmaktan korkmalarından kaynaklanmamaktadır. Yalnızca, başarıyı erkeklerin koşulları altında aramamaktadırlar.

Bir öğretmen olarak kadınların hem sınıftaki davranışlarında, hem de lisans üstü programlara katılmaları açısından akademik ve zihni başarısızlık korkularının birçok kanıtına şahit oldum. Öğrencilerin, iş dünyasında kendilerini nasıl gördükleri dikkate değen bir konudur ve ben bu tür başarılı olma ya da başarısızlık korkuları konusunda pek de fazla şey duymadım. Konu özellikle, hangi iş alanında ilerleneceği ve kişinin bu alanda tatmin edici ve hoşlanacağı bir iş bulup bulamayacağıdır.

Bayan öğrencilerim arasında kişilerarası ilişkilerde başarısız olma korkusu, akademik alanda başarısız olma korkusundan daha fazladır. Bu korkular, birçok farklı şekilde ifade edilir. Birinci sınıf öğrencileri arasında çokça görülen korku, yakın arkadaş edinmekte başarısız olmaktan duyulan korkudur. Bu korku, erkek ve bayan öğrenciler arasında karşılaştırma yapmama temel oluşturmaktadır. Bu dönem kalabalık bir sınıfa, psikolojiye giriş dersi veriyorum. Sınıftaki ilk dersimde, öğrencilerden birtakım kişisel bilgilerini, üniversitedeki yıllarından neler beklediklerini, hangi konularda endişe duyduklarını yazmalarını istedim. Endişeleri, yukarda bahsedilen konuyla ilgiliydi.

Bayan öğrenciler erkek akranlarına göre, okulda başarılı olmakla ilgili düşüncelerini biraz daha iyi açıklamışlardır (işe alışamamak, düşük not almak gibi). Arkadaşlık kurma konusundaki düşüncelerini çok daha iyi açıklayabilmişlerdir. Örneğin bir öğrenci, düşüncelerini şöyle dile getirmiştir: "Lisedeki gibi yakın arkadaşlıklar kuramayacağım ve burada yalnız kalacağımdan endişeleniyorum." Bayan öğrencilerin yakın arkadaşlık kurmakta başarısız olmak konusunda korktuklarını belirtmeleri, onların arkadaşlık kurmada zorluk çekecekleri anlamına gelmez. Bu düşüncelerini belirtmedeki yetenekleri, onların hayatlarında, arkadaşlığın ne kadar önemli bir rol oynadığının farkında olduklarını gösterir. Dağıttığım kartlara yazdıkları, onlar için arkadaşlık kurmanın ne kadar önemli olduğunun, bu konuda başırısız olurlarsa, kendileri olmakta da başarısız olacaklarının bir ifadesidir. Kişilerarası ilişkilerde, başarısız olmayan karşı duyulan bu korku, kişinin kendi ihtiyaçlarının daha belirgin olduğu bir korkudur.

Bayan öğrenciler arasında çokça belirtilen bir başka korku da, diğer insanları başarısızlığa uğratma korkusudur. Arkadaşlarını, anne ve babalarını, erkek arkadaşlarını ve öğretmenlerini başarısızlığa uğratmaktan korkan bayan öğrencilerle birçok kez konuştum. Bir arkadaşları üzgün olduğunda ve konuşmaya ihtiyaç duyduğunda, bu öğrencilerin okul ödevlerini yapamadıkları dile getirilmiştir. Bir öğ­rencim ciddi bir psikolojik rahatsızlık geçirmiş, bu da onun bir konuda kendini odaklamasını engellemiş, o da sınavlarda başarılı olmak için çalışmaktansa arkadaşlarını dinlemeye harcadığı enerjiyi artırması gerektiğine inanmıştı. Bir sınavda başarısız olduğunda, bu öğrenci beni de başarısızlığa uğrattığını söyledi (kendisini başarısızlığa uğrattı-ğındansa hiç bahsetmedi).

Erkek arkadaş ihtiyaçlarının, bayanların kendi ihtiyaçlarının önüne geçtiğine dair birçok örnek dinledim. Aynı odayı paylaşan iki erkeğin aynı genç bayana çıkma teklif etmesi, ilginç bir durumdu. Bayan, her ikisinden de hoşlanıyor, ikisiyle de çıkmak istiyordu, fakat bu durum, erkekler arasında anlaşmazlık yaratıyordu. Bu bayan, bana gelip, sorunu anlattı ve her ikisiyle de çıkmamaya karar verdiğini söyledi. Bu karar, kadını bu insanların arkadaşlığından mahrum edecekti, fakal o, bu şekilde sorununu çözeceğine inanıyordu. Bu bayan kendi ihtiyaçlarını diğerlerininki kadar önemsemiyordu.

Bazı bayan öğrencilerim tarafından ifade edilen başarısızlık ko kularının kısa bir taslağını hazırladım. Bu, elbetteki öğrencilerimin ç ğunluğunu karakterize etmemekte ya da onların korktuğu şeyle hepsini belirtmemektedir. Bu korkulardan en çok görülenleri, tartışi korkusu, nükleer savaş korkusu, diğer insanların kendileri hakkın ne düşündükleri, kadınların eşitsizliği, diğerlerinin hoşlanmay.u .1 kararlar vermek zorunda olmak, tecavüze uğramak, ailelerine

dürüst olmak konularındaki korkulardır. Fakat ben, bunları başarısızlığa uğratma korkusu olarak değerlendirmiyorum. Bunlardan bahsediyorum, çünkü yazımın ana konusu, başarısızlık korkusu olduğu için, okuyucuların yalnızca başarısızlıktan korkan genç bayanlarla görüştüğümü sanmalarını istemiyorum.

Bayan öğrencilerin başarısızlık korkusu ile ilgili bahsetmek istediğim iki konu daha var. Bunlardan biri, bu korkularını ifade edenlerin, korkularının ciddi şekilde sorun yaratıcı ve zararlı olup olmadığıdır. Bir terapistten çok, bir eğitimci olarak, benim bu korkular var olduğunda onlarla ilgilenmem de bununla doğrudan ilgilidir. Bir korkunun varlığının, davranışı doğrudan etkileyip etkilemediği, tamamen açık değildir. Okulda başarılı olamayacaklarından şüphelenen birçok öğrencim oldu, fakat, bu şüpheleri, onların okula devam etmelerini ya da büyük başarılar elde etmelerini engellemedi. Diğer taraftan, aptal görünmekten korkan ve bu yüzden görüşlerini dile getirmekten kaçınan bir öğrencinin kendini ifade etme olanağını ve diğerlerinin onu kendilerinden zihinsel olarak aşağıda görmemelerini sağlamayı öğrenme şansını kaybettiği açıktır.

Kişilerarası dünyada, bir kadın diğerlerinin ihtiyaçlarını karşılamada başarısız olmaktan korktuğunu belirttiğinde, bu onun başarısız olacağını değil, başarısız olmamaya çalıştığını ve başarısını olumlu bir şekilde, kendini ifadede kullanabileceğini gösterir. Kadınlardaki diğer insanların ihtiyaçlarını ön plana koyma eğiliminin kendi ihtiyaçlarının bilincinde olmamalarına neden olduğunun far­kındayım ve bu konudaki problem yaratan konulara karşı oldukça hassasım.

Bir öğretmen olarak, öğrencilerimin başarısızlık korkusuyla ilgilenmem konusunda bir terapistten daha farklı bir konumdayım. Öğ-renci-öğretmen ilişkisi, bir terapistle müşterisinin arasındaki ilişkiden daha az yapılanmış ve açıklıkla tanımlanmıştır. Eğer öğrenci, korkusunun bir sorun olduğunu kabul etmez ve bununla başa çıkmak için yardımımı istemezse, burada benim ona karşı sorumluluğum nedir? Odama gelen öğrencilerden, kimi doğrudan öğüt veya yardım istemekte, kimi ise yalnızca kendilerini dinleyecek birinin olmasını istemektedir. Öğrencilere birer birey olarak yaklaştığımda, başarısız ol­maktan korkan öğrenciye karşı uyguladığım genel bir kural vardır. Sınıfta söz alma istensin ya da istenmesin, bu korkuların bayanlar arasında da görüldüğünü öğrencilerime anlatırım. Böyle hissedenin yalnızca kendileri olmadığını, buna neden olanın cinsiyete dayalı sosyalleşme olduğunu ve başkalarının ihtiyacına yanıt vermekte başarısız olmaktan duyulan korkunun yanı sıra, kendi ihtiyaçlarına da önem vermeleri gerektiğini bilmelerini istiyorum.

Bayan öğrencilerin sorunlarıyla ilgili bir öğretmen olarak, de­neyimlerimin ışığında, başarılı olma korkusundan çok başarısız olma korkusunun daha baskın olduğunu gördüm. Bu da, başarılı olma korkusunun neden daha fazla araştırıldığını ve psikoloji literatüründe neden daha çok yer aldığını merak etmeme neden oldu.

Başarı korkusunun görülmesinden sorumlu olan şey, isimlendirme gücü olmalıdır. Bu konudaki araştırmalar 70'li yılların başında ve ortalarında çokça yapılmıştı, fakat günümüzde de bu konu, kadın psikolojisi kitaplarında en önemli yeri kaplamaktadır. Konuya çekilen bütün dikkate rağmen, başarı korkusunun cinsiyet farklılıklarıyla olan ilgisi konusunda halen bir zıtlık vardır. Son iki makale, bu konuyla ilgili araştırmalar hakkında farklı değerlendirmeler öne sürmektedir.

Henley, Psikoloji ve Cinsiyet adlı bir eserindeki "İşaretler" adlı ma­kalesinde (1985), başarı korkusunun dikkatleri çekmiş olduğunu, fakat bu dikkatin araştırmalara dayanmadığını söylemiştir. Henley, Tre-semer'in konuyla ilgili bir yazısına (1977) yer vermiş ve şu sonuca varmıştır: "Başarı korkusunun görülmesi açısından kadınlar ve erkekler arasında belirgin bir farklılık yortur." Aksine, Sutherland ve Veroff "Motivasyon ve Cinsiyet Rolleri" adlı bir makalelerinde başarı korkusunun "yalnızca kadınlar için önemli ve anlamlı" olduğu sonucuna vardığını dile getirmişlerdir. Henley'nin iddiasının tam tersine bu ikili, Tresemer'in araştırmasından şu sonucu çıkarmışlardır: "Başarı korkusu daha çok kadınlarda görülmektedir." Farklılıkların Horner'ın belirttiği kadar (1968) büyük olmadığına inanılmasına rağmen, sonuçlar birbirinden bambaşkadır ve başarı korkusu konusunda süregelen ça­tışmayı yansıtmaktadır.

Süregelen bu anlaşmazlığa rağmen, kadınlardaki başarı korkusu günümüzde popülerlik kazanmıştır. Bu düşünce, birçok insanın kadınlar hakkındaki düşüncelerini etkilemiştir. Bugüne dek bu kavramı kendi davranışlarının bir açıklaması olarak anlamlı bulan bir öğrencim hiç olmamasına rağmen, birçok öğrencim bu konunun kadın psikolojisinin önemli bir noktasını oluşturması gerektirdiğine inanmak-tadır.

"Bunun Aptaica 0Idu|unu Biliyorum. Faka,.

isimlendirme gücünün, kadınların başarı korkusuna çekilen dikkate ve başarısızlık korkularının ihmaline katkısı, su götürmez bir gerçektir. Başarıdan korkmak, tamamen kadınlara ait bir davranış değildir. Başarının birçok şekilde tanımlanabilmesine rağmen, başarı erkeklere ait bir şey olarak görülür. Yani bir kadın için başarıdan korkmak, doğru bir davranıştır. Tersine, başarısızlık korkusu, kadınsal davranışlarla zıtlık içindedir. Ataerkil kültürlerde, kadının başarılı olamaması ya da başarısız olması ondan beklenendir. Yani başarısızlıktan korkan bir kadın, kendisi için belirlenmiş davranış şeklinin tersine inanmaktadır. Başarıdan korkan kadın ise kendisinden beklenen davranışı göstermektedir. Feminist psikologlar olarak biz, karşı koymanın bu ince şeklini göz ardı etmemeliyiz.

Kaynakça

Clance, P. & Imes, S. (1978). The imposter phenomenon in high achieving vvomen: Dynamies


and therapeutic int^rvetion. Psychotherapy: Theory, Research, and Practice, 15,


241-247

Henley, N. (1985). Psychology andgender. Signs: Journal ofVVomen in Culture andSociety, 11, 101-119.

Homer. M. (1968). Sex diffrerences in achievement moüvation and performanci in

çompetitive and non-compeif'îıVe situations. Unpublished doctoral dis-sertation, University of

Micnigan.

Sutherland, E. & Veroff, J. (1985). Achievement motivation and sex roles. In V. O'Leary, R.

Unger, and B. VVallston (eds.), VVomen, Gender, and Social Psychology (pp. 101-128).

Hillsdale, N. J.: Lavvrence Erlbaum Associates.

Tresemer, D. (1977). Fear of success. Nevv York: Plenum Press.






[1] Carla Golden, Ithaca College'in psikoloji bölümünde yardımcı profesördür. Psikoloji ile İlgilenen Kadınlar Derneği'nin aktif bir üyesidir ve cinsellik, cinsiyetler ve cinsler arası ilişkiler konularında yazılar yazmış, konferanslar vermiştir.


*
Academics Art History  Blogs - BlogCatalog Blog DirectoryAcademics Blogs - Blog Top Sites