Bilişsel Kaçınma
Endişe, husuzsuzluğun bilişsel bir unsuru olarak bilinir. Endişe ve korkudan söz ederken, endişenin bir rolünün korkulardan kaçmanın bilişsel yolu olduğunu belirtmiştik. Şimdi bu bilişsel kaçınmayı ve endişe üzerindeki etkisini inceleyelim.
Bir uyarıcı ile karşılaşıldığında, ilk tepkimiz, bunun iyi ya da kötü olduğuna ve böylece de ulaşılması ya da kaçınılması gerektiğine karar vermek olur. Bu uyarıcıyı kendi yaşadıklarımıza ve duygularımıza dayalı olarak yargılarız (Bower, 1981). Bu sayede, çevreye uygun davranmayı öğreniriz, ikinci tepkimiz ise, duygular ve heyecanlardan oluşur. Huzursuzluk, korkulan bir uyarıcıyla karşılaşıldığında ortaya çıkar. Movvrer'ın teorisine göre, eğer kaçma biryanıtsa, korku duymaya devam edilecektir. Aynı şekilde, eğer bilişsel olarak kaçarsak, kendimizi huzursuz hissetmeye devam ederiz. Endişe yaratan düşünceler, korkuyu arttırırken, korku yaratan ağı güçlendirir.
Bu ağ genişledikçe, endişe de korkudan ayrılır. Bu olduğunda, korkuya maruz kalma ya da buna alışma olasılığı azalır. Bilişsel kaçınma sayesinde korkularımız ve huzursuz tepkilerimiz ortaya çıkar.