Blogda Aramak İçin TIKLAYINIZ

unutkanlara oneriler

‘ Bellek Nedir? ’, ‘Kaç Çeşittir? ’, ‘ Bellek Teknikleri Nelerdir? ‘ sorularının cevaplarını tek tek inceledik. Bu bilgileri okurken aklınıza; ‘ Belleğimizi geliştirmemiz mümkün olabilir mi? ‘, ‘ Bellek geliştirmek için özel bir takım çalışmalar yapmak lazım mı? ’ gibi sorular gelebilir. Bilim adamları, saç tararken, diş fırçalarken, kahve pişirirken ya da günlük hayatta yaptığımız herhangi bir basit işi yaparken bile belleği geliştirmenin mümkün olacağı şeklinde açıklamalar yaptılar. Bu açıklamalar doğrultusunda günlük hayatta kullanılabilecek 10 sihirli tekniği bu haftaki yazımda sizlerle paylaşacağım.

İşte size 10 sihirli öneri:

Diğer Eli Kullanma Alıştırması: Sağ eliniz yerine biraz da sol elinizi kullanmaya başlayın. Saçlarınızı sol elinizle tarayın, kalemi ters elinizle tutun gibi... Bu alıştırma, rutin alışkanlıkları kırar ve beynin kullanılmayan diğer yarısının da harekete geçirilmesini sağlar.

Polisiye Alıştırması: “ Dün akşam şu saatte ne yaptım, neredeydim, iki saat önce ne yaptım? ” gibi genellikle polisiye romanlarında sorulan soruları kendinize yöneltin. Ve tabii cevaplayın. Bu alıştırma yaptıklarınıza karşı dikkatinizi geliştirmenizi sağlar.

Hayali Resim Alıştırması: Elinizde bir fırçanın olduğunu hayal edin. Bununla havaya en sevdiğiniz renkte yatay bir 8 çizin. Çizimi gözlerinizle takip edin. Bu alıştırma, yorgun zihni canlandırır ve beyni bloke eden stresin etkin bir şekilde yok edilmesini sağlar.

Merak Duygusu Yaratma Oyunu Araştırması: İşe veya alışverişe giderken tıpkı bir çocuk gibi merak içinde bütün duygularınızı harekete geçirin. Bakın, dokunun, dinleyin, koklayın. Bu alıştırma, beynin kapasitesini arttırmasını sağlar.

Harf Alıştırması: Elinize bir gazete ve fosforlu bir kalem alın. Sırasıyla paragrafları okuyun ve çift yazılmış harflerin üzerini çizin. Mesela çift “t” ve “m” harflerinin üzerini işaretleyin. Bu alıştırma, zihnin canlanmasını arttırır.

Rap Rap Yürüyüş Alıştırması: Asker yürüyüşü gibi olduğunuz yerde hareket edin. Sol bacağınızı her kaldırdığınızda, önce sağ elinizle, sonra sol elinizle dizinize dokunun. Bu alıştırma, beynin her iki tarafının da kullanılmasını sağlar.

Dedektif Alıştırması: Bu alıştırmayı daha çok sokakta yapın. Çevrenizde bulunan arabaların plakalarına bakın ve plakadaki harflerden kelimeler, hatta cümleler türetmeye çalışın. Bu alıştırma, hem kelime haznesini geliştirir hem de beyni canlandırır.

Resimleri Listeleme Alıştırması: Kalem, kağıt alın ve kağıdın üzerine seçtiğiniz maddeleri çağrıştıracak semboller çizin. Her resim bir sayıyı sembolize etmektedir. Ardından sembolleri sayılara göre ezberleyin. Bu alıştırma, zihinde listeler oluşturmayı kolaylaştırır.

Öz Yaşam Öyküsü Alıştırması: Geçmişte yaşadığınız olayları zihninizde hayal edip tekrardan yaşayın. Bunu yaparken mümkün olduğu kadar ayrıntılara girin. Örneğin, gittiğiniz ilkokuldan başlayabilirsiniz. Bunun için en yakın arkadaşınızı, tipini, sınıfınızın düzenini, onunla yaşadığınız bir olayı hatırlamanız gerekiyor. Bu alıştırma, kişilerle ilgili hafızanın gelişmesini sağlar.

Telkin Alıştırması: Özellikle stresli anlarınızda olumlu kelimeleri zihninizden geçirerek destek almaya çalışın. Bunlarla olumsuz düşünceler yok edilebilir. Örneğin, “Hakkında konuşabileceğim hiçbir rahatsızlığım yok kendimi çok iyi hissediyorum’’ cümlesini tekrarlayabilirsiniz.


Bu bilgilerle birlikte dizimin sonuna geldim. Uygulamaları okuduktan sonra en kısa zamanda uygulamaya geçirmenizi öneririm. Unutmayın: Uygulamaya geçirilmeyen bilgiler bir süre sonra unutulur.



Dizimizin ikinci bölümü ile sizlerleyim. Bu hafta daha önce de söylediğim gibi ‘Bellek Teknikleri’ne değineceğim.

Geçen haftaki yazıyı kısaca hatırlayalım: Bellek, “Sahip olunan tecrübeleri akılda tutabilme ve gerektiğinde anımsayarak ortaya çıkarabilme yeteneğidir.” ‘Kısa Süreli’ ve ‘Uzun Süreli’ olarak iki çeşit bellek vardır.

Belleği daha aktif kullanabilmek için hangi teknikler kullanılabilir?


Gruplama : Bu yöntem sayıları hatırlamada kullanılır. İnsan beyni üçerli gruplamaları daha iyi hatırlar. Gruplama yöntemi, hatırlanması gereken çok uzun dizileri kolay ve küçük endekslere ayırır. Bu sayede bilgi bellekte daha kolay ve daha uzun süreli olarak saklanır. Örneğin; telefon numaraları tek tek değil; ikişerli ya da üçerli gruplar halinde endekslenirse bellekte daha hızlı ve uzun süreliğine saklanır. ‘’ 4 1 8 2 8 5 9 ‘’ yerine ‘ 418 28 59’ gibi.


Bağdaştırma : Bu yöntem isimleri hatırlamada kullanılır. Çoğumuz ikinci kez karşılaştığımız birisine adıyla hitap etmekte zorlanırız.

Peki, ikinci defa karşılaşılan bir kişiye nasıl ismiyle hitap edebiliriz? Bağdaştırma tekniğinde, adını bize ilk kez söyleyen bir insanın ismini, hayatımızdaki veya geçmişimizdeki tanıdık benzer bir adla bağdaştırmamız esastır. Örneğin; adının “Sinem” olduğunu söyleyen bir kişinin adının okuldaki çok sevdiğimiz resim öğretmenimizin ismiyle aynı olduğuna dikkat ederek bağdaştırmamız veya isminin ”Emre” olduğunu söyleyen birinin hemen şarkıcı “Emre Altuğ” ile bağdaştırılması gibi.

Amacımız bağdaştırmak ve bir kenara koymaktır. Burada iki önemli nokta vardır. İlk olarak bu bağdaştırma işleminin ille de mantıklı bir çerçevede yapılıyor olması gerekmiyor. İkinci olarak da bu bağdaştırmanın 0, 5 ila 10 saniye içinde yapılması gerekiyor. Yani daha sonraya erteleme gibi bir şansımız yok.


Çağrışım : Bu yöntem doğum günleri, evlilik yıldönümleri gibi özel günleri hatırlamada kullanılır.Çağrışım yapacak şekilde ismin ve tarihin kodlanması gerekir. Örneğin; Arkadaşınız Nazan’ın doğum gününün 11.06.1987 olduğunu öğrendiniz. Hemen o an zihninizden Nazan 116 diye kodlayın. Anne ve babanızın evlilik yıldönümleri 21.02.1967 ise bunu zihninizden Ailem212 diye kodlayın.


Hikayelendirme: Bu yöntem bellekte saklanılması istenilen tüm bilgiler için kullanılabilir. Bağdaştırma tekniğinde olduğu gibi burada da mantıklı bir seyir izlenmesi gerekmiyor. Örneğin; OKS’de soru çıkan Fen Bilgisi dersindeki ‘Canlıların Çeşitleri’ konusundaki “Hayvanlar” konusunu hikaye yöntemi ile işleyelim.

Bir ormanda kurbağa, memeli hayvanlar, kuşlar, balıklar ve sürüngenler hep birlikte yaşıyordu. Ormanda lider seçimi yapılacaktı ve her türün kendi grubundan bir aday göstermesi gerekiyordu. Önce Kurbağalar bir araya toplandılar ve adaylık konusunu konuştular. “Eğer lider biz olursak kurak yerlerde de bulunmamız gerekecek fakat biz kurak yerde yaşayamayız. Zaten kışı da toprak altında geçiriyoruz. Ormana nasıl hakim olacağız?” diye birbirlerine sordular. Üstelik dişleri de yoktu ve yumurtlayarak çoğalıyorlardı. Bu özelliklerin lider olmak için hiç de uygun olmadığına karar vererek aday olmaktan vazgeçtiler.

Kuşlar bir araya toplandılar. Ötücü, yırtıcı, perde ayaklı, uzun bacaklı, koşucu, evcilleşmiş, tırmanıcı kuşlardan ayrı ayrı kuşlar temsilci olarak katıldılar ve adaylık konusunu görüştüler. Dişsiz olmaları onlar için de dezavantajdı. Avantajları belki gagalı olmalarıydı ama o da beslenme şekillerine göre değişiyordu. Ayakları birbirinden farklıydı. Kalpleri dört odacıklıydı ve bu yüzden çabuk heyecanlanıyorlardı. Solunumlarını akciğerlerinden yapıyorlardı ve uzun kemiklerinin içine kadar uzanan hava keseleri vardı. Uçmaları ormanı havadan kontrol etmelerini sağlıyordu ama yerde kontrolü sağlamaları zordu. Bu yüzden onlar da adaylıktan çekildiler.

Balıklar bir araya toplandılar ve adaylık konusunda konuştular. Vücutlarının pullarla kaplı olması onları parıltılı ve gösterişli yapıyordu. Solungaçları ile solunum yapıyorlardı ve sualtında yaşamak zorundaydılar. Ne ön ne de arka ayakları vardı. Göğüs, karın, anüs, sırt, kuyruk bölgelerinde yüzgeçleri vardı. Bu yüzden diğer hayvanların sahip olduğu çoğu becerileri yapamıyorlardı. Yumurtlayarak çoğalıyorlardı ve yumurtaları suda dölleniyordu ki bu da onları suya daha da bağımlı hale getirmişti. Ormanda kontrolü sağlayamayacakları için onlar da adaylıktan çekildiler.

Sürüngenler bir araya toplandılar ve adaylık konusunu görüştüler. Vücutlarının pul veya sert plakalarla kaplı olması ve zaman zaman deri değiştirmeleri onların dış görünüşlerini dikkat çekici kılıyordu ama soğukta uyuşuk, sıcakta hareketli olmalarını ve kış uykusuna yatmalarını bir liderde olmaması gereken özellikler olarak düşündüler. Kalpleri üç odacıktan oluşuyordu ve bu yüzden onlar da çabuk heyecanlanıyorlardı. Yumurtlayarak çoğalıyorlardı fakat kuluçkaya yatmıyor ve yavrularına ilgi göstermiyorlardı ki bu davranışlarının örnek olunacak bir özellik olmadığını düşündüler ve bu yüzden adaylıktan çekildiler.

Memelilerin hem çeşitleri hem de popülasyonları çoktu. Otla beslenen, etle beslenen, kemirici, uçan, yüzen memeliler tek aday gönderdi ama otçul memeliler aday gönderirken zorlandılar çünkü keçi, kuzu, inek, eşek, at, zürafa, geyik, deve, su aygırı, domuz bu türün üyeleriydi ve hepsinin ayrı ayrı özellikleri vardı. Yüzen memeliler suda yaşamak zorunda olduklarından, uçan memeliler ise uçtukları için yarış başlamadan kaybetmişlerdi. Geriye etoburlar kalmıştı. Aralarında güç denemesi yaptılar. Kedi, köpek, tilki, aslan, kaplan, ayı aşama aşama yarıştılar. Yarışmayı aslan kazandı ve ormanın lideri oldu.


İşte size başka bir örnek;

1-Kız 6-Pabuç

2-Oynuyor 7-Şapka

3-Bebek 8-Dingil

4-Entari 9-Teker

5-Çorap 10-Araba


Bu şekilde bir sıra verildi ve 1 dakika içinde ezberlemeniz istendi. Verilen süre içinde bunu nasıl ezberleyebiliriz? Şöyle bir hikaye oluştursak nasıl olur?


“Bir KIZ OYNUYOR BEBEĞİ ile; ona bir ENTARİ, sonra da ÇORAP, PABUÇ, ŞAPKA giydiriyor ve bebeğini DİNGİL’li ve bir TEKER’i eksik bir ARABA ya oturtuyor.”

Daha kolay oldu değil mi?


Bu yöntemlerle bilgileri, hem daha kolay hem de daha az zaman harcayarak belleğimizde saklarız. Bellek teknikleri sadece sınava hazırlanan öğrencilerin bilmesi ve kullanması gereken teknikler değildir. Hayatın her yönünde kullanılabilir. Haftaya dizinin son yazısı olan ‘Bellek Geliştirme Teknikleri’ ile sizlerle birlikte olacağım. O vakte kadar bu gün öğrendiklerinizi uygulamaya koymanızı dilerim.


Bellek nedir? Bu soru sanırım çok açık uçlu bir soru ve herkes bu sorunun cevabını kendine göre verebilecektir. Ama verilecek cevapların ortak bir dayanağı vardır. O da bellek dediğimizde öncelikli olarak aklımıza ‘hatırlama’ sözcüğünün geldiğidir. Evet, bellek ve hatırlama kelimelerini birbirinden ayıramayız. Bana bu soruyu sorarsınız, size cevabım şöyle olacaktır; sahip olunan tecrübelerin akılda tutabilme ve gerektiğinde anımsayarak ortaya çıkarabilme yeteneğidir.

İnsanoğlunun iki çeşit belleğe sahip olduğu herkes tarafından bilinmektedir.

Kısa Süreli Bellek: Elde edilen bilgilerin geçici bir süreliğine saklandığı yerdir. İşte size bir örnek; kiralık ev arıyorsunuz yürürken gözleriniz hep kiralık afişlerinde tam sizin beğendiğiniz tarzda bir ev gördünüz, afişte yazılı olan telefon numarasını yazmak istediniz; ama bir baktınız yanınızda kalem-kağıt yok. Tek çare numarayı belleğinizde tutmak; eve kadar belleğinizde tuttunuz ve eve gelip aradınız. Bir emlakçı numarası, evin kira bedelini sordunuz, size pahalı geldiğini düşünerek teşekkür edip telefonu kapattınız. Aradan bir-iki gün geçti kendi kendinize keşke başka kiralık ev var mıydı diye sorsaydım dediniz; ama artık çok geç çünkü siz o telefon numarasını kısa süreli belleğinize kaydetmiştiniz ne yazık ki numarayı doğru olarak hatırlayamayacaksınız.
Uzun Süreli Bellek: Elde edilen bilgilerin uzun süreli olarak saklandığı yerdir. Eğer bir bilgi dikkat vererek dinlenmiş ya da okunmuşsak, tekrarlanmışsa ve önemli bir bilgi ise o bilgiyi ya da bilgileri uzun süreli belleğe aktarırız. İşte size bir örnek; 1.sınıf sonunda kitap okumayı söktünüz ve sene sonunda yapılacak okuma bayramı için o çok sevdiğiniz öğretmeniniz size okumanız için bir şiir verir. Siz büyük bir sevinçle şiiri hatasız okumak için şiiri defalarca tekrar yaparak ezberlersiniz. Büyük bir gurur ve sevinçle kürsüye çıkıp ezberlediğiniz şiiri hiç takılmadan okursunuz. İşte şimdi yaşınız kaç olursa olsun hala o şiiri hatırlar ve beraberinde o büyük gururu hissedersiniz.
Ne amaçla olursa olsun bir bilginin bellekte kalması istenirse, o bilgiye dikkat edilmeli ve tekrar yapılmalıdır. Günlük yaşamda bir çok bilgi ile karşılaşılır, hele bir de öğrenci olunca tüm bilgiler öncelikli olarak kısa süreli belleğe aktarılır. Burada bilginin önemine bakılır; eğer bilgi önemsizse bir daha işe yaramayacağı düşünülürse o bilgi uzun süreli belleğe aktarılmadan direkt kısa süreli bellekten silinir. Ama gelen bilginin önemli olduğu düşünülüyorsa ne yapılmalıdır? Size önemli bir bilgi: Kısa süreli hafızada beklemeye alınan bir bilgi 24 saat içinde tekrar edilmezse o bilginin % 80’i unutulur. Diğer günlerde de tekrar edilmezse o bilgiden geriye çok şey kalmaz. Bu önemli bilgi size şunu söylüyor : Siz siz olun bilgiyi tekrar edin.

Bu tekrarlarda size yardımcı olacak bazı ip uçları:

Not alın. Alacağınız bu notların çok detaylı olması gerekmiyor. Kısa kısa notlar almanız yeterli olacaktır. Örneğin; formül, tarih, neden-sonuç bağı, orantı size o bilginin özetini verecek notlar alın.
Notları tekrar edin. Özenerek aldığınız bu notları belirli aralıklarla tekrar etmeniz gerekmekte. Bu tekrarları yapmazsak aldığımız notların hiçbir anlamı kalmaz. Tekrarları şu aşamalarda yapınız; ilk tekrar 24 saat içinde, ikinci tekrar 48 saat içinde, üçüncü tekrar bir hafta içinde, dördüncü tekrar bir ayın içinde.
Çıkarılan bu notları özellikle sabah uyandıktan sonrası 2 saat içinde örneğin; 8.00’de uyanıyorsanız 8.00 - 10.00 arasında ve 20.00-22.00 saatleri arasında tekrar yapınız.
Size önerim, verdiğim ipuçlarını dikkate alınız ve en kısa zamanda hayatınıza geçiriniz. Belki ilk başlarda zorlanacak belki de oldukça sıkıcı, yorucu bir iş olarak göreceksiniz. Ama ısrar eder ve yaparsanız bilgilerin nasıl da kolay, uzun süreli hafızanızda kaldığını fark edeceksiniz.

Bugünlük yazıma burada son vermek istiyorum. Bellek Teknikleri ve Bellek Geliştirme Teknikleri ile ilgili bilgileri diğer yazılarımda paylaşacağım sizlerle. Her Pazar yeni bir yazı ile buluşma dileğiyle hoşçakalın, bilgiyle kalın.....

*
Academics Art History  Blogs - BlogCatalog Blog DirectoryAcademics Blogs - Blog Top Sites