Blogda Aramak İçin TIKLAYINIZ

DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ 8 SINIFLAR SINAVA HAZIRLIK SORU ve CEVAPLARI

8 SINIFLAR SINAVA HAZIRLIK SORU ve CEVAPLARI
Din nedir? Din anlayışı ile din arasında ne gibi farklar vardır?
Din: Allah (yaratıcı kabul edilen öncesi ve sonrası olmayan ilah) tarafından vahiy yoluyla peygamberlere gönderilen akıl sahibi insanları kendi özgür, hür iradeleriyle dünya ve ahiret mutluluğuna sevk eden, kötülüklerin ve iyilikleri belirtip insanları kötülüklerden korumaya çalışan ilahi buyruklar bütününe denir. Bir anlamda ahiret sınavının öncesinde sorumlu tutulduğumuz konular, davranışlar ve isteklerdir. Din anlayışı ise farklı yerlerde farklı iklimsel ve coğrafi şartlarda, farklı örf adet ve kültürler arasında yaşayan insanların, farklı düşünce şekilleriyle farklı metodlarla çıkarımlarda bulunarak tek-bir olan dini farklı anlamalarını ifade eder. Ancak sonuçta Allah’ın Peygamberlere gönderdiği tek din vardır; o da İslam’dır. Bu dinin temel kaynakları bellidir. Kitabı değişmez ve sabittir. Kitabın çizdiği yön ve ulaşmak istediği amaç da açık ve nettir. Bu amaca götüren sonuçta insanı cennete ulaştıran yollar da bellidir. O yollardan şaşmamak şartıyla farklı din anlayışları zenginlik olarak algılanmalı ve yaşanmalıdır. insanların kendi bilgileri, çağının yaygın düşünce akımları, kültürleri, onların dinî anlayışlarını şekillendirir. Hepimiz aynı çağda yaşamadığımızdan, aynı şekilde her birimizin bilgisi, kültürü, eğilimleri değişik olduğundan dinî anlayışlarımızın da az çok birbirinden farklı olması doğaldır. Bu yüzden tarih içinde İslam içinde de birçok farklı görüşler, mezhepler, akımlar çıkmıştır. Ancak bu farklılıkların, diğer dinler göz önüne alındığında oldukça az olduğunu onların da dinin özündeki ayrılıklar olmayıp bazı yaşayış tarzındaki konularda olduğunu sevinerek söyleyebiliriz
Din anlayışı ile din arasında şu dikkat çekici farklılıklar gözükür.
Yukarıda dini anlayışın tanımında da belirttiğimiz gibi coğrafi farklılıklar, iklim farklılıkları, farklı örf ve adetler, toplumsal gelişme ve değişme de din anlayışındaki farklılığı ortaya koymaktadır.
Din tektir-Din anlayışı birden çoktur.
Din Allah tarafından gönderilmiş gidilmesi istenen yoldur.-Din anlayışı o yolda nasıl yürüneceğini ifade eden gösteren ifade farklılıklarıdır.
Din vahiy yoluyla oluşmuştur.-Din anlayışı tarihsel zaman içerisinde meydana gelen sorunlara çözüm bulmak için din alimleri tarafından kitap ve sünnetin yorumlanmasıyla oluşmuştur.
Din genel kuralları belirleyen anayasa hükmündedir.-Din anlayışı genel kuralları açıklayan teferruatta meydana gelen düşünce inanış farklılığını ifade eder.
Din zaman içersinde değiştirilemez.-Din anlayışı içinde bulunulan şarta göre farklılık ve değişiklik gösterebilir.
Bütün bunlara örnekler verecek olursak da şunları söyleyebiliriz…
Örneğin Kuzey Afrika’da yaşayan bazı Müslümanlar namazda ellerini bağlamaz, İran’da yaşayanların çoğunluğu secde ederken alınlarını koydukları yere, önceden hazırladıkları topraktan yapılmış dairemsi, yassı bir cisim koyarlar. Bu uygulamalarını açıklarken, alnın konduğu toprağın temiz olması gerektiği, bu yüzden temizliğinden emin oldukları o cismi koyduklarını söylerler. Doğu ve Güneydoğu kökenli bazı vatandaşlarımız içinde alkol bulunduğu ve şaraba kıyasla onun da dinen pis sayıldığı gerekçesiyle kolonya kullanmaz. Bazı Müslümanlar vücuttan çıkan kanın abdesti bozduğunu söylerken bazı Müslümanlar bunun aksini söyler. Bu farklılıkların her birinin kendilerine göre gerekçeleri ve dayandığı dinî temeller bulunmaktadır. Yine daha çok İran ve Irak’ın bir kısmında yaşayan Şiî mezhebine tabi olanlar Peygamberimizden sonra on iki imam seçildiğine bu imamların günahsız, masum insanlar olduğuna, tüm Müslümanların bu imamlara uymalarının gerekli olduğuna inanırlar. On iki imam olarak kabul ettiği kimseler Hz. Ali’nin soyundan gelen ve babadan oğla devam eden bir silsiledir. On ikinci imam onların inancına göre kayıp olmuştur ve Ahiret kopmadan önce mehdi sıfatında ortaya çıkacak ve yeryüzünü düzene sokacaktır. Son imam ortaya çıkmadan işler tam olarak asla düzelmez. Bu mezhep Peygamberimizin kendisinden sonra yerine Hz. Ali’yi bıraktığını, ancak Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer’in siyasi hilelerle onun hakkını gasp ettiğine inanır…
Dindeki inanç ile ilgili yorumlar hangi mezheplerle ön plana çıkmıştır?
Dindeki inançsal açıdan farklılıklar ehli sünnet (Hz. Peygamberin yolunu takip eden onu sünnetine uyan kişiler) arasında iki mezheple ön plana çıkmıştır. Bunlardan birisi “Maturîdilik” diğeri ise “Eşarîlik”. Bu mezhepler Müslüman bilgin alimler tarafından gelişen ve değişen toplumsal şartlar içersinde meydana gelen şüpheleri ortadan kaldırmak ve İslam inanç esaslarını sistemleştirmek için gayret göstermişler ve Allah tarafından açık olarak Kuran’da belirtilmemiş veya Hz. Peygamber tarafından net olarak ifade edilmemiş konularda farklı düşünceleri nedeniyle fikir ayrılığına düşmüşlerdir. Ayrılığa düştükleri konulara baktığımızda ise ne kesinlikle bu doğrudur ne de kesinlikle bu yanlıştır şeklinde fikir beyan etmek mümkün değildir. Örneğin Maturîdilere göre peygamber olmak için erkek olmak şarttır. Dayanağı hiç kadın peygamber gönderildiğine dair kuranda bilgi olmaması, peygamberimizin ifadesi bulunmamasıdır. Bütün bu olanlar bize peygamber olabilmek için erkek olmanın şart olduğunu gösterir. Eğer şart olmasaydı Allah en azından bir tane kadın peygamber gönderirdi demiş. Eşariler de tersini savunmuştur. Peygamber olarak gönderilmek için erkek olmak şart değildir. Allah isteseydi kadın peygamber de gönderebilirdi. Ancak göndermemiştir. Göndermemiş olması da kesinlikle erkek olmalı anlamına gelmez demiştir.
Mezhep nedir?
Mezhep alanında uzman tüm hükümleri iyice benimsemiş kuran’a ve sünnete uygun yaşamayı amaç edinen bir din alimi tarafından dinin ayrıntılarına yönelik konuları kendine özgü kural yöntem ve anlayışla oluşturduğu (iyi bir şekilde yaşandığında insanların dünyada ve Ahirette Allah’ın rızasını kazanmasını hedef edinen ve insanları cennete götürmeyi amaçlayan) inanç sistemi ya da yoldur. İnançsal mezheplere yukarıda değinmiştik. Ancak günlük hayatımızda en çok karşımıza çıkan dini yaşarken uyguladığımız ama neden uyguladığımızı da pek bilmediğimiz mezhepler de vardır. Bunlar bizim yaşadığımız şeklin dinin tek doğru yolu olarak düşündüğümüz, farklı uygulamayı gördüğümüzde şaşırdığımız belki de aaa yanlış yaptı diye tepki verdiğimiz, yaşantımızı belirleyen, (Amelî mezhep dediğimiz) dinin ibadet boyutu ve günlük hayat şeklini ifade eden mezheplerdir. Bunlar ehli sünnet inancı içersinde 4 kısma ayrılır. Aslında günümüzde mezhep dediğimizde de aklımıza ilk gelenler bunlardır.
Hanefi mezhebi (Hanefilik): Hanefî mezhebi Sünnî fıkıh ekollerinin kronolojik sıra itibariyle ilki olup, İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe'ye nisbet edildiği için bu isimle anılmıştır. İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe’nin asıl adı Nu‘mân b. Sâbit'tir. Bu mezhep ise islam dünyasında en çok yayılmış mensubu en çok olan fıkhi mezheptir. Bu mezhebin bu kadar yayılmasında en önemli etkenlerden biri de Abbasiler döneminde devlet yöneticileri tarafından kabul edilmiş ve devlet mezhebi haline getirilmiştir. Bu uygulama yakın tarihimizde Osmanlı ile de devam ettirilmiştir. Ancak diğer mezhep mensuplarına hiçbir şekilde zorluk çıkarılmamış onlar da inançlarını dilediği şekilde yaşama imkanı bulmuşlardır. Günümüzde ise devletin herhangi bir dini inancı desteklediği söylenemez. Ülkemiz içindeki Müslümanların çoğunluğu Hanefi mezhebine mensup olduğu için uygulamalarda o daha ön planda gözükmektedir.
Malikilik: Mâlikî mezhebi, fıkıh ekollerinin kronolojik sıra itibariyle ikincisi olup, büyük hadis ve fıkıh bilgini Mâlik b. Enes'e nisbet edildiği için bu isimle anılmıştır. Bu mezhep Şafiilikten sonra yaygın olarak görülen 3. Mezheptir. Fas, Cezayir, Sudan, Tunus gibi bazı Afrika ülkelerinde yaşanmaktadır.
Şafiilik: İmam İdris eş Şafii’nin görüşleri etrafında şekillenmiştir. İslam dünyasında en yaygın mensubu bulunan mezheplerden biridir. Özellikle ülkemizin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaşanmaktadır. Bunun dışında Mısır, Güney Arabistan, Endonezya, Malezya gibi ülkelerde de yaşanmaya çalışılmaktadır.
Hanbelilik: İmam Ahmed b. Hanbel’in görüşlerine dayanır. Bu mezhep fazla yayılmamıştır. Daha çok Arabistan yarımadasında mensup bularak devamlılığını sağlamıştır.
Ehli sünnet mezheplerinden olmamakla birlikte Caferiliği de bölgemizde mensubu bulunduğu için burada sayıyoruz.
Caferilik: Caferilik, Hz. İmam Cafer Sadık (a.s)'ın mezhebine mensup olmak demek olup, Hz. Resulullah (s.a.a)'dan sonra İslam camiasının önderliğinin ilki Hz. Ali olan on iki imama ait olduğuna inanan Ehl-i Beyt mektebinin ortak ismidir. Bu mektebe aynı zamanda İsnaaşeriyye, İmamiyye, Şiilik ve Alevilik de denmektedir. Ancak bu mektep, Türkiye'mizde daha çok Alevilik ve Şiilik isimleriyle tanınır.
Din anlayışındaki yorum farkının sebepleri nelerdir?
Aslında bu soru şu şekilde daha doğru olurdu. Mezheplerin çıkış sebepleri nelerdir? Çünkü Din anlayışındaki yorum farkı mezhepleri oluşturmuştur.
Öncelikli olarak yorum farkı göze batmaktadır. Kitabın farklı yorumlanması, sünnetin farklı yorumlanması gibi…
sonra her alimin ulaştığı kaynak farklı olduğu için her alim farklı bölgelerde yaşadığı için bir takım hadislere ulaşamamışlardır. Yani hadislerin bazılarının, bazı fıkıh alimlerine ulaşması, bazılarına ulaşmaması
Bir konuda farklı olaylar üzerine kişilerin durumları imkanları da göz önünde bulundurularak peygamber tarafından ifade edilen birden çok hadis olması
Örf adet ve geleneklerin farklılığı ve bir dinin o toplum içinde yaşanma şekilleri
Siyaset insanların kendi anlayış ve inançlarını doğru görmeleri ve başkaları üzerinde otorite kurmaları isteğiyle birlikte din anlayışını önemli ölçüde etkilemiştir. İslam tarihindeki ilk ayrışmalar da devlet yönetimi ve siyaset konularından çıkmıştır.
Ekonomi de din anlayışının farklılığını etkilemiştir. Ekonomik açıdan zenginleşmiş bir toplum hayata daha maddeci bakar. Dini daha çok bireysel bir yaşam şekli olarak algılar ve pek de önem vermez. Bu nedenle din anlayışları farklılık gösterir.
Bilimsel, teknolojik ve kültürel değişmeler devam ettiği sürece din anlayışında farklılıkların olması da kaçınılmazdır. Yoksa, sin değişen koşulların ve zamanın gereksinimlerine yanıt veremez ve işlevini yitirirdi. Bunun yanında son din olan İslam da insanları düşünüp araştırmaya teşvik etmiş aklını kullanarak sorunlara yeni çözümler getirecek kabiliyette yaratıldığını insana öğretmiştir.
Türk İslam dünyasındaki tasavvuf önderleri kimlerdir?
Tasavvufi yorumlar daha çok güzel ahlak üzerinde durur. İnsanları manevi açıdan eğitmeyi olgunlaştırmayı amaçlar. Bu amaca ulaşmak için dünyanın geçici olduğunun bilincinde olarak onun çekici yönlerinden uzak durmak şeklinde kendilerini ahrete hazırlamaya çalışırlar. Tasavvufi yorumların en çok üzerinde durduğu husus ise Allah sevgisini ve Allah korkusunu kalplere yerleştirmektir.
Yunus Emre – Mevlana - Hacı Bektaş Veli - Ahmet Yesevi - Ahi Evran
Din bir insanın güzel ahlaklı olmasına nasıl katkı sağlar örnekleyerek açıklayınız
Allah tarafından yaratıcı tarafından gönderilmiş olan bir din tüm insanların dünya ve ahiret mutluluğunu amaçlamaktadır. Bu dünyada başkalarını mutsuz etmeden mutlu olarak yaşamanın yolları da din içersinde açıklanmıştır. Başkalarını mutsuz edecek rahatsız edecek davranışlar ise din tarafından yasaklanarak inanan, samimi Müslümanların huzur içinde yaşamalarına vesile kılınmıştır. Örneğin; Din insanlara doğruluğu öğütler, yalandan sakının der. Bu bizim hayatımıza nasıl yansır ahlakımızı nasıl güzelleştirir? Bir insan doğruluğu ve dürüstlüğü ile tanınıyorsa eğer çevresinde insanların ona bakışı onun hakkındaki ifadeleri “çok güzel huylu 4 4’lük bir insan” şeklinde gerçekleşir. Doğruluk ve dürüstlük kavramlarıyla ifade ettiğimiz kişinin güzel ahlakının içersinde aslında yalan konuşmama, hırsızlık ve hile yapmama, adaletli davranma, insanlara karşı kırıcı olmama, gıybet, dedikodu ve özel hayat araştırıcılığı yapmama, güler yüzlü davranma, gibi davranış ve yaşayış tarzları da saklıdır. Eğer bir kişi dinin de istediği bu davranışları hakkıyla gerçekleştirebilirse o kişinin güzel ahlaklı olarak nitelendirilmemesi için hiçbir sebep yoktur. Bizler ve Sizler hepimiz güzel ahlak örneği birer kişiler olarak hayatımıza devam etmeli, çevremize, kendimize ve topluma zarar verici davranışlardan uzak durmalıyız.
Dininizde övülen ahlaki davranış ve tutumlara 10 örnek veriniz
Doğruluk
Yardıma muhtaçlara yardım etmek
Emaneti korumak
Adaletli olmak
Dostluğa ve kardeşliğe önem vermek
Hoşgörülü ve bağışlayıcı olmak
Alçak gönüllü tevazu sahibi olmak
Söz verdiğinde Sözünde durmak
Saygılı Görgülü kültürlü olmak
Savurganlıktan kaçınmak
Akrabaları ziyaret etmek
Kötü alışkanlıklardan uzak durmak
8.    “Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe asla erişemezsiniz. Allah ne harcarsanız onu bilir.” Ayeti bizlere neyi anlatmaya çalışmaktadır? Açıklayınız.
Bu ayette Allah bizlere kendi rızasını kazanmamız için onun yolunda bir şeyler harcamamızı istiyor. Sadece harcamak da yetmiyor, harcayacağımız şeyin en sevdiğimiz, en beğendiğimiz şey olmasını dokunmaya bile kıyamadığımız tarzda çok sevdiklerimizi onun yolunda harcamamızı istiyor. Onu yolu nedir? Allah yolu diyoruz da nedir bu Allah yolundan maksat?
Allah yolundan maksat kuran veya peygamber aracılığıyla yasaklanmamış, sakındırılmamış, insanların faydasına olabilecek, dine katkıda bulunabilecek, dini hayatın daha iyi ortamlarda yaşanmasına vesile olabilecek, ilim tahsilinde bulunan kişi veya ilim tahsili yapılan kurum gibi yerler allah’ın yolu olarak sayılabilir. (örneğin; camiler, okullar, öğrenci yurtları, bizzat öğrencinin kendisi, çeşmeler, yollar, köprüler, barajlar, hastaneler, yardıma muhtaç olan kişilerin ihtiyacını gidermek, … vs. vs.) Allah yolunda harcanacak şeylerin de belli bir önem ve öncelik sırasına göre uygulanması daha doğru olmaktadır. Bu anlamda öncelikle akraba, komşu veya yakın çevrede bulunan yardıma muhtaç yetim ya da yoksullar, daha sonra hayır kurumları, ilim tahsili yapılan yerler, Allah’ın evi olarak adlandırdığımız camilerin ihtiyaçlarını gidermek için, yolda kalmışlara, kısaca ihtiyaç olan her durumda Allah’ın isteyebileceği yerlere harcanacağından emin olunan hayır getirecek kurumlara ve kişilere verilebilir ya da topluma hizmet edecek bir şeyler oluşturulabilir. Sevdiğiniz şeylerden kasıt ise çiftçinin ürününün en iyi kalitelisi, esnafın en değerli eşyası, çobanın en besili en değerli koyunu ya da diğer hayvanları gibi…. İyiliğe erişmekten kasıt ise Allah tarafından insanlara yapılacak en büyük iyilik olan cenneti kastetmektedir. Bu durumda bu ayetten öz olarak anlamamız gereken şey en sevdiklerimizin içinden hayır yapmadıkça cennete ulaşmamızın zor olduğudur.
Yardım yapılırken dikkat edilmesi gereken kişiler ve grupların öncelik sıralaması ayette nasıl ifade edilmiştir? 98
Yardım yapılırken öncelikle yakın akraba ve çevreden başlanılması öğütlenmiş ve sıralama
Ana-baba – akraba – yetimler – yoksullar – yakın komşular – uzak komşular – yanımızdaki arkadaşımız – yolcular – ve emrimizde (işyerimizde) çalıştırdıklarımız… şeklinde genel hatlarıyla belirlenmiştir.
Hz. Peygamberin sadaka ile ilgili hadisinden ne gibi dersler çıkartabiliriz? 99
bu hadisten şu çıkarımlarda bulunabiliriz.
Sadaka vermek Allah’a ve onun buyruklarına inanan her müslümanın görevidir (yapması gerekir)
Eğer sadaka verecek bir şeyi yoksa; bir yerde ücretle çalışıp kazandığından sadaka vermelidir.
Eğer buna da gücü yetmezse iş bulup çalışamazsa ihtiyaç sahibine, darda kalana yardım eder. (örneğin bir yük taşıyan yaşlı amcaya yükünü taşımakta yardım etmek gibi)
Şayet buna da gücü yetmezse; insanlara iyiliği tavsiye eder. (tekerlekli sandalyedeki bir kişi şu teyzeye yardım eder misin ben etmeyi çok isterdim ama malum yürüyemiyorum tarzında)
Buna da gücü yetmezse; birisine kötülük yapmaktan uzak durur. Bütün bu durumları incelediğimizde bir kişinin hele hele sağlıklı sağlam bir kişinin sadaka yapmaması için hiçbir gerekçe yoktur. Eğer gerçekten ahlaklı bir şekilde kendisini yetiştirmişse de yapmaya istek duymaması imkansızdır.
İnanın güvenilir ve emin olması için koruması gereken üç emanet vardır. Bunlar nelerdir? 100
Allah’ın buyruk ve tavsiyelerine uymakla din emaneti
Kendisi için en doğru ve en yararlı olanı seçmesi, zararlı olan şeylerden uzak durmasıyla akıl ve beden emaneti
Ailede ve toplumda bireylerin haklarına dikkat etmesi, onları aldatmaması ve aralarında adaleti gözetmesiyle de sosyal varlık olma emanetini koruması gerekmektedir güvenilir ve emin bir kişi olabilmesi için….
Sözünde durmak ile ilgili 2 ayeti ezberleyin
“Verdiğiniz sözü de yerine getirin. Çünkü verilen söz sorumluluğu gerektirir”
“Anlaşma yaptığınız zaman Allah’ın ahdini (sözünü/yeminini) yerine getirin. Allah’ı şahit tutarak yemin ettikten sonra yeminlerinizi bozmayın. Allah’ı üzerinize şahit tuttuktan sonra nasıl olur da bozarsınız. Şüphe yok ki Allah yaptığınız her şeyi bilir.”
Savurganlık nedir? Çevrenizde en çok görülen savurganlık çeşitlerine 5 örnek vererek nasıl önleyebileceğimizi açıklayınız.
İnsanın sahip olduğu mal, sağlık, zaman, imkan gibi nimetleri gereksiz yere veya aşırı bir şekilde tüketmesine savurganlık/israf denir. Bu tür israflar “yiyiniz, içiniz fakat israf etmeyiniz. Şüphesiz ki Allah israf edenleri sevmez” Ayetiyle kesin bir dille ifade edildiği üzere dinimiz tarafından yasaklanmış ve haram kılınmıştır. O nedenle imkanlarımızı israf etmeden kullanarak arta kalanları Allah yolunda harcamalı ve iki yönlü sevap kazanmalıyız.
Günümüzde en çok israf edilen şeylerin başında zaman gelmektedir. İnsanlar zamanını bilinçsiz bir şekilde internet Cafelerde oyun oynayarak, kahvehanelerde zar atarak, taş dizerek veya sokakta boş boş anlamsız bir şekilde gezerek israf etmektedirler.
Onun peşinden kıymetini bilmediğimiz aslında bizim için çok önemli olan sağlığımız, sıhhatimiz gelmektedir. Bilinçsiz ani hareketler yaparak kaslarımızı gerdirebiliyor, spor yapmadan da sağlıklı olabileceğimizi düşünerek ha bire yiyor tıkınıyoruz. Yine sağlığımıza zarar verdiği bilimsel olarak ispatlanmış ürünleri kullanmayı alışkanlık haline getirerek yine onu israf ediyor, erkenden tükenmesine neden oluyoruz.
Yine daha sonrasında önümüzdeki yıllarda dünya ülkelerinin en büyük sıkıntısı haline gelecek olan ve hatta bu nedenle savaşların bile çıkacağı var sayılan su da gerek ülkemizde gerekse dünya ülkelerinde israf edilerek bilinçsizce harcanmaktadır. Peygamberimiz suyun önemini şu hadisiyle çok güzel bir şekilde ifade etmektedir. “ırmak veya deniz kenarında abdest alsanız bile suyu israf etmeyiniz” ırmağın suyu denizin suyu tükenir mi? Hayır! Ancak gereksiz harcama olduğu için yapılmasını istememiştir. Ki günümüzde ırmakların denizlerin de suyu tükenmeye, azalmaya, çekilmeye başlamış durumdadır.
Elektrik de bolca hoyratça kullandığımız nimetler arasında karşımıza çıkmaktadır. Dışarısı henüz kararmadan evimizin perdeleri kapalı içerde ışık yakabiliyoruz. Yine televizyonu izlemediğimiz halde açık bırakabiliyoruz. Yine kapatsak da fişini prizden çekmiyoruz ve az da olsa o halde sabahlara kadar elektrik tüketimine izin veriyoruz.
Bunlara bir de parayı ekleyebiliriz. Para da günlük hayatımızın vazgeçilmezi olmuş durumda. Ancak bizler onu da bilinçsiz kullanarak bir tane sağlam kullanabileceğimiz ya da kullanılabilecek durumda olan eşyamız varken daha yenisini, konuşmak için yeterli telefonumuz varken daha üst modelini, evimizdeki koltuklar kullanılabilir haldeyken daha moda olanını almak için miktarı ve sınırı hesaplanamayacak düzeyde para harcıyoruz.
Bu konuyla ilgili Hz. Peygamber bir hadislerinde şöyle buyuruyor. “beş şey gelmeden beş şeyin kıymetini bil! İhtiyarlık gelmeden gençliğin, hastalık gelmeden sağlığın, fakirlik gelmeden zenginliğin, işler sıkışmadan boş vaktin, ölüm gelmeden de hayatın...”
Evrensel dinlerin evrensel öğütlerinden 10 tanesini yazınız.
Doğruluk
Temizlik
İyilik ve yardım severlik
Büyüklere saygı ve küçüklere sevgi
Hayvanlara iyi davranmak
Çevreyi korumak
Zararlı alışkanlıklardan kaçınmak
Başkalarına zarar vermemek
Öldürmemek
Hırsızlık yapmamak
Yalancı şahitlik yapmamak
Başkalarının inançlarına hoşgörülü olmak
Sayfa 135 deki tablonun içeriğini doldurarak ezberleyiniz.


DİNLER    Tanrı inancı    Peygamberi Kurucusu    Kutsal kitabı
İnançları     Başlıca ibadetleri    İbadet yeri din adamı    Ahlak kuralları    Dünya genelinde
6.5 milyar insan var      
Hinduizm (Sanatana Dharma)
Başı sonu olmayan din    Tanrı alabildiğince çoktur bu inançta… en önemlileri ise yaratıcı tanrı Brahma ile onun bir altı Şiva ve Vişnu’dur.    Belli başlı kurucusu yoktur. Gelenek ile şekillenmiş bir dindir.

Kast sistemi Hindu toplumunun en belirgin yönüdür.    VEDA
Ruhun ölmezliğine yani ruhun başka bedene geçerek yaşadığına inanırlar (tenasüh inancı)
    Toplu ibadetleri yoktur. İbadet bireyseldir. Ancak en temel ibadet Ganj nehrinde yıkanmaktır.    Din adamı kast sisteminden dolayı sınıf oluşturmuştur. Bu sınıfa Brahmanlar ya da Rahipler sınıfı denilmektedir.    Hindu inancında ruh ölümsüzdür. Ve insan geçmişte yaptıklarının karşılığı olarak dünyaya başka bir bedenle tekrardan gelerek mükafatını ya da cezasını alacaktır.    600 milyon      
Budizm    Budizm inancının temelini “Budaya sığınırım, Dhammaya sığınırım ve sangha’ya sığınırım ifadesi oluşturulur. Budistler Budayı tanrı konumunda görmekte heykellerini yapıp putlaştırmaktadır.    Hindistanda buda (sidharta) adında bir kişi tarafından kast sistemine karşı olarak doğmuştur.
    Kutsal kitabı yoktur sözlü olarak aktarılagelmiş ve insanlara ahlaklı olmayı öğütlemiş putlara tapmayı yasaklamıştır. Budanın sözleri daha sonra yazılmış ve Tipitaka adında bir kitapta toplanmıştır.    Belli başlı bir ibadet ve dua şekli yoktur tapınaklara giderek buda heykellerine saygı gösterirler. Bunun yanında kutsal saydıkları metinlerin okunması meditasyon ve belli zamanlarda oruç tutmak da ibadet sayılmıştır.    Manastırları vardır.
Oralarda rahipler ve keşişler öğretileri öğretmekte.
Budizmde de Hinduizmdeki gibi ruhun bir başka bedende yeniden dünyaya gelmesi anlayışı    Budizm’de ahlakın temeli dünyadaki bütün arzu ve isteklerden uzak kalmaya dayanır. Bir Budist hiçbir canlıya kıymamak, çalmamak, yalan söylememek, sarhoşluk veren içki kullanmamak, cinsel isteklerini sınırlandırmak zorundadır.    350-400 milyon      
     ıışııııışıığıığı     İııııışı
şış     ışııııış
ışı     ııığşş     Mabetleri: Sinagog (havra)'dur.
Din adamları: Hahamdır    ON EMİR           
                         4.Cumartesi gününü daima hatırlayıp onu kutsal bileceksin. Haftanın altı gününde çalışacak, yedinci gün dinleneceksin. Cumartesi, Rabbine tahsis edilmiş genel dinlenme günüdür.
5.Babana ve Annene hürmet edeceksin.
6.Öldürmeyeceksin.
7.Zina yapmayacaksın
8.Çalmayacaksın.
9.Komşuna karşı yalancı şahitlik yapmayacaksın.
10.Komşunun evine tamah etmeyeceksin; komşunun eşine, kölesine, cariyesine, öküzüne, eşeğine, hiçbir şeyine göz dikmeyeceksin           
Hıristiyanlık    Baba-Oğul-Kutsal Ruh'tan oluşan üçlü birlik, yani teslis inancı şeklindedir.    Peygamber inancı vardır. Ancak Hristiyanlar Hz. İsa'yı bir peygamber olarak değil, Tanrı'nın oğlu ve dolayısıyla Tanrı olarak kabul ederler.
Hristiyan inancını asıl yayan Hz. İsa tarafından milletler havarisi (adeta peygamber) olarak tayin edildiğini iddia eden Pavlus olmuştur.    Eski Ahit  ve Yeni Ahit'ten oluşan Kitâb-ı Mukaddes'tir. Hıristiyanlar için bu kitapların içinde İncilerin yeri çok daha önemlidir. İncil, müjde ve iyi haber anlamına gelir. Şuan Hıristiyanların elinde matta Markos Luka Yuhanna adında 4 İncil vardır.    Günlük ibadetler, pazar ayinleri ve diğer önemli günlerdeki haftalık ve yıllık bayram ibadetleri olarak ifade edilebilir.

Hıristiyanlara göre her doğan insan günahkar doğduğu için bu nedenle bütün doğan çocuklar kutsal olduğuna inandıkları bir suyla yıkanırlar. Buna vaftiz denir.    İbadet yerleri: Kilisedir.   
Din adamları: Papaz, piskopos, rahip, rahibe
Ve Katolik mezhebine ait olanların genel dini lider olarak gördükleri
Papa bulunmaktadır.    Hıristiyanlar için Tevrat ta kutsal kitap sayıldığı için oradaki 10 emir diye ifade ettiğimiz ahlak kuralları onlar için de geçerlidir. Ayrı ayrı mezheplere ayrıldıkları için hepsi hakkında genel konuşmak mümkün olmamaktadır. En önemli mezhepleri Katoliklik – Ortodoksluk ve Protestanlıktır.    2.15 milyar      
İslamiyet    Allah, tektir. O hiçbir şeye muhtaç değil, her şey O’na muhtaçtır. Herkesin yardım dileyeceği varlık O’dur. Allah doğurmamış ve doğrulmamıştır. Hiçbir şey O’nun dengi değildir. Evrenin yaratıcısı ve sahibi O’dur. Yaşamı da ölümü de yaratan odur. O tektir, hiçbir şeye benzemez.    İslâm’da peygamberlere inanmak mümin olmanın bir gereğidir. Hz. Muhammed en son peygamberdir. Dinin yayıcısı, temellendiricisi ve uygulamalı örneğidir.

Öldükten sonra dirilmeye ve Ahirete inanma vardır. Ölüler toprağa gö­mülür     Kutsal kitabı Kur'an-ı Kerim'dir. Ancak Kuran dışındaki Allah tarafından Kuran’da belirtilen ve diğer din ve peygamberlere gönderilen ilahi vahiylerin günümüzde var olanından ziyade aslına inanmak her Müslüman’a farzdır.    Namaz, oruç, zekât, hac ve benzeri günlük, haftalık, yıllık ibadetler de var­dır. Örneğin vakit namazları günlük, cuma namazı haftalık, bayram namazı yıllık ibadetlerden­dir.    Mescit ve camidir. Ancak İslâm’da Cuma ve bayram namazları hariç, insanlar namazlarını her yerde kılabilirler.

İslâm’da din adamı sınıfı yoktur. Ancak, din hizmetlerini yürüten görevliler vardır. Camilerde cemaate namaz kıldıranlara İmam imama yardımcı olanlara ise müezzin denir.   
Diğer dinlerin tümünde var olan ahlak kuralları adeta İslam dininde bir araya toplanmıştır.
Açıkça zikretmek gerekirse
Anne ve babaya iyilik et, onlarla saygılı konuş ve akrabaya hakkını ver, Allah'ın öldürülmesini haram kıldığı canı öldürmeyin. Zinaya yaklaşmayın! Hırsızlık yapmayı, adaleti ayakta tutun ve yalan şahitlik etmeyin hoşgörülü olun vd…
    1,3 milyar   

Ayet el kürsü ve anlamını ezberleyelim.
Ayet-el Kürsî: Bismillâhir-Rahmânir-Rahîm. Allâhü lâ ilâhe illâ hüvel’-hayyül’-gayyûm. Lâ  te’hužühû  sinetüv-ve lâ nevvm. Lehû mâ fis-semâvâti vemâ fil’-ard. Men želležî  yeşfeu ındehû illâ bi ižnih.  Yağlemü mâ beyne eydîhim vemâ halfehüm velâ yuhîtûne bişey’im-min ılmihî illâ bimâ şâ’. Vesia kürsiyyühüs-semâvâti vel’-ard. Velâ yeûdühû hıfzuhümâ ve hüvel’-aliyyül’-azîm. 
Meâli: Hayy (diri) ve Kayyum (bütün yarattıklarını idare eden ve hesaba çeken) olan ALLAH’tan başka ilah yoktur.  O’nu uyku ve uyuklama tutmaz.   Göklerde ve yerdekilerin hepsi O’nundur.  İzni olmadan O’nun katında kim şefaat edebilir.  O, kullarının yaptıklarını ve yapacaklarını bilir (O gizli ve açık her şeyi bilir).  O’nun bildirdiklerinin dışında insanlar O’nun ilminden hiçbir şeyi tam olarak bilemezler.  O’nun kürsüsü (makamı) gökleri ve yeri kuşatmıştır.  O ikisini (yeri ve gökleri) koruyup gözetmek O’na zor gelmez.  O pek yücedir ve pek büyüktür
Her 3 ünitenin de (4-5-6) değerlendirme soruları ve sınava hazırlık olarak verilen bu sorular cevaplandırılacak. Bilinemeyen bulunamayan sorular öğretmene sorulacak. Aksi taktirde sınava çalışmadan, düşük not alınırsa sınav notları karneye olduğu gibi not yükseltmesi olmadan yansıyacak…




*
Academics Art History  Blogs - BlogCatalog Blog DirectoryAcademics Blogs - Blog Top Sites